7/10
·264 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; insanın içini huzursuz eder, düşündürür, öfkelendirir. Bu kitap da benim için tam olarak böyleydi. Daha en başında yükselen o ses, aslında her şeyi özetliyordu: “Adalet istiyoruz.” Ama bu cümle sadece bir talep değil, aynı zamanda bir ağıttı. Çünkü her ağıt biraz isyandı. Sayfalar ilerledikçe şunu fark ettim: Unutuş, sadece bireysel bir zayıflık değil, sistemli bir güç. “Zaman, büyük bir silgi gibi… hele o silgi yönetenlerin elindeyse…” Gerçekler siliniyor, yeniden yazılıyor. Ve biz, neyi hatırlayıp neyi unutacağımıza bile kendimiz karar veremiyoruz. En sarsıcı olan ise kadınlara biçilen kaderdi. “Aşk cinayeti” denilen o korkunç kavramın arkasına saklanan bir vahşet… Sevginin sahipliğe dönüştüğü, sahip olma isteğinin şiddet ürettiği bir düzen. Ve en acısı, bunun hâlâ meşrulaştırılmaya çalışılması. Bir yerde şöyle diyordu: “Bir insanın adil olması iyi olmasından daha önemli.” Sanırım kitabın en güçlü cümlesiydi bu. Çünkü iyilik bazen susabilir, görmezden gelebilir; ama adalet susmaz, susmamalı. Kitap boyunca hissettiğim şey sadece üzüntü değildi. Öfkeydi. Haksızlığa, eşitsizliğe, görmezden gelinmeye karşı biriken o sessiz öfke… Ve en can yakıcı gerçek: Bu anlatılanlar geçmişte kalmış şeyler değil. Hâlâ yaşanıyor. Bitirdiğimde içimde bir boşluk değil, ağır bir gerçek kaldı: Adalet herkes için eşit değil. Ve biz bunu kabullendikçe, hiçbir şey değişmeyecek.
İnceleme
Elsa Niego’nun Cenaze AlayıRaşel Meseri · Alfa Yayınları · 202415 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.