Ongen Ev Cinayetleri, Yukito Ayatsuji klasik polisiye kurguyu modern bir Japon dokunuşuyla yeniden yorumladığı romanı. Hikâye, bir üniversitenin polisiye kulübüne üye yedi öğrencinin ıssız ve "lanetli" olduğu söylenen bir adaya gitmesiyle başlıyor. Adada mimarisi ile dikkat çeken ongen (on köşeli) evde başlayan bu gezi, kısa sürede karanlık bir hal alıyor ve grup üyeleri teker teker öldürülmeye başlıyor.
Geçmişte yaşanan trajediler, karakterler arasındaki ilişkiler ve küçük ipuçları yavaş yavaş ortaya çıkarken, okur sürekli şu sorunun peşine düşüyor: Katil aralarından biri mi?
Kitap, özellikle klasik “katil kim?” kurgusunu sevenler için oldukça tatmin edici bir deneyim sunuyor. Yazar, okurla adeta fark edebileceği ipuçlarını veriyor ve katili sen bul diyor. Finale gelindiğinde ortaya çıkan çözüm, şaşırtıcı olduğu kadar, bulamayanlar için “aslında fark edilebilirdi” hissi yaratıyor. Atmosfer açısından da oldukça başarılı; kapalı alan gerilimi, izole ada hissi ve giderek artan paranoya duygusu etkileyici şekilde yansıtılmış.
Ancak olumsuzluklarına gelecek olursak kitap kusursuz değil. En belirgin eksik, karakter derinliği yok denecek kadar az. Hiçbiri ile duygusal bağ kuramıyorsunuz. Bu da yaşanan olayların etkisini bir miktar azaltıyor. Ayrıca bazı motivasyonlar ve ilişkiler yüzeysel kalmış. Kurgu çok zekice olmasına rağmen yer yer fazla “mekanik” hissedebiliyor; yani olaylar doğal akıştan çok kusursuz bir planın parçaları gibi ilerliyor.
Genel olarak Ongen Ev Cinayetleri, güçlü kurgusu ve zekice tasarlanmış yapısıyla öne çıkan, ancak karakter tarafında eksiklikler barındıran bir roman. Okurken aklınıza sürekli Agatha Christie'nin On Kişiydiler kitabını getirecektir.
Kitap genel hatlarıyla güzel kurgulanmış bir eser. Ben katilden şüphelendim aslında ama bunu nasıl yapıyor olabileceğini çözemedim sadece. Bir polisiye okuyayım, katilin peşinden koşayım diyorsanız, bu kitap doğru bir seçim olacaktır. Çok akıcı bir kurguya sahip, sadece sizi Japon isimleri belki zorlayabilir ama ona da alışacaksınızdır.