Gönderi

Tezgaha mı geldik?
9/10
·210 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 20:25
Yine Günday Yine Günday Yine Günday Ben bu adamı gerçekten seviyorum. Dili başka, türü başka, değindiği konular çeşit çeşit bambaşka... Okurken hem gerçeklere en çok gözümü açtığım hem de içinde kaybolup gittiğim yazarlardan birisi. Gelelim kitaba öncelikli olarak bir sözlüğe ihtiyacımız olacak çünkü çok fazla Ermenice sözcük var bunu sona ekleyeceğim. Kitap, özellikle kuyumculuk ve turizm sektörü üzerinden gelişen, dışarıdan parıltılı görünen ama içeriden oldukça karanlık, manipülatif ve satış odaklı bir dünyayı anlatıyor. Hakan Günday bu eserinde, tezgahın arkasındaki o acımasız çarkları, insan ilişkilerinin nasıl birer pazarlık objesine dönüştüğünü ve sistemin bireyi nasıl öğüttüğünü ele alıyor. Kitabı okurken kendimi tam olarak Kozan’ın karşısında hissettim ve bu asla tesadüf değildi. Günday, okuyucuyu bir müşteri (veya kurban) koltuğuna oturtup, satışın bir sanattan ziyade bir avlanma biçimi olduğunu gösteriyor. Ticaret ahlakına olan güvenim zaten yok. Günday da burada günümüzün yüz karası olan o yozlaşmayı önümüze koyuyor. Kitap, dürüstlüğün bir nimet sayıldığı, sadakatin ise sadece bir sonraki satışa kadar sürdüğü bir dünyayı resmediyor. İnsanın insanı kazıklama hırsı, kitapta sadece para kazanmak için değil, sistemin içinde hayatta kalmak ve üstünlük kurmak için yapılan bir refleks olarak karşımıza çıkıyor. Diline gelecek olursak yumoş, ahçik, mart vb. kelimeler beni başta şaşırtsa da, aslında bu kelimeler o dünyanın kapalı kapılarını açan anahtarlar gibi. Hakan Günday’ın o bildiğimiz içine çekip götüren üslubuyla birleşince, bu yabancı kelimeler bir süre sonra bizim de doğal dilimiz haline geliyor. Bu dil, okuyucuyu yabancılaştırmak yerine, o yeraltı dünyasının bir parçası haline getiriyor. Bu kitap aslında güvenin ve sadakatin her masada bitişini ilan eden bir manifesto gibi. Günday şunu fısıldıyor: Eğer bir yerde satış varsa, orada mutlak bir dürüstlükten söz etmek imkansızdır. Modern insanın sadece bir malı değil, kendi karakterini ve karşısındakinin saflığını da pazarladığı bir düzenin eleştirisi bu. Kitabın sonunda hissettiğimiz manipüle edilme duygusu, aslında yazarın başarısı. Çünkü Malafa, okuyucuyu sadece bir gözlemci olarak bırakmıyor; onu o kirli tezgahın bir parçası, bir av haline getiriyor. Kitapta geçen ermenice kelimelerin liste hali: abuş : salak, aptal; salaklık ahçik : kız, kadın ahparik : erkek kardeş; arkadaş ataka : para camper : yürü, “ikile” anlamında camperlemek : uzaklaşmak, gitmek, uzamak ceviz : kötü, işe yaramaz, uyduruk çikolata : isviçre frangı dacik : türk deşalamak : kovmak, siktir etmek hanut : parsa, yüzde has : saf/ham altın kevaşe : fahişe kokz : kokain malafa : yüzük ölçüsü almaya yarayan alet mart : erkek meter : seks; metres meterlemek : seks yapmak, becermek, s.kmek; kazıklamak miralama : bakmak, izlemek montür : çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve nasıf : bir şeyi iki eşit parçaya bölen ;ekmek. pafküf : sigara (esrar) paks : kişi, müşteri papi : baba pasan : akdeniz kasabalarındaki kuyumcular pata : penis piyz : alkol pörç : ibne potpot : poker(?) ramat : cila artığı altın tozu şaşo : vajina tetas : meme todis : çalgıcı, çingene tokar : okşamak, dokunmak tram : para trikalar naşlamış : sakallar uzamış vardik : don vor : göt yumoş : euro, avro zurnik : oral seks (bu listeyi ekşi sözlükten buldum.)
1000Kitap
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.