Yazardan okuduğum ikinci kitap #körburun
Kalemini gerçekten çok severek okuduğumu özellikle belirtmek isterim.
Kitap, adını verdiği hayali bir mekânda, Körburun’da geçiyor. Kurgusal bir ada olmasına rağmen anlattıkları hiç de yabancı şeyler değil.
Rumlara yönelik baskıların arttığı 6-7 Eylül dönemi. Evlerin, iş yerlerinin, kiliselerin ve mezarlıkların yağmalandığı o acı toplumsal kırılmaların olduğu dönem...
Bununla birlikte 12 Eylül darbesi, işkenceler ve siyasi baskılar. Yakın tarihimiz. Mekân hayali olsa da anlatılanlar tamamen gerçeklerden besleniyor.
Kitabın en baskın karakterlerinden biri olan Hayri. Okurken insanı irite eden, içinde sürekli bir karanlık taşıyan karakter. Ama bu karanlığın doğuştan değil; sevgisizlik ve travmalarla büyümesinin sonucu olduğunu da görüyoruz.
Annesi ise tam tersi, kendi iç sesiyle konuşan, tuhaf ama tertemiz kalpli bir kadın. Onun o iç sesiyle olan halleri beni birçok yerde gülümsetti. Yazarın kitaba kattığı çok ince ve özel bir detaydı bu bayılacaksınız.
Seher ise, ne tam mutlu ne tam mutsuz…
Sürekli bir kimlik arayışı, bir ait olamama hali var üzerinde. Detayına girmeyeyim, spoiler olmasın ama onun hikâyesi kitabın en vurucu kısmı.
"Körburun" sadece bir ada değil; mutsuzların, kırgınların, kimlik arayanların buluştuğu kasvetli bir mekân.
Hikmet Hükümenoğlu yine çok güçlü bir metinle kalbimi fethetti.
KörburunHikmet Hükümenoğlu