Gönderi

En Büyük Vefa
10/10
·320 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 22:26
Bir hoca, öğrencinin en çok hangi eyleminden mutlu olur? Elbette öğrenip öğrenmediğini göstermesinden. Bir meyve ağacının meyve vermesi gibi. Türkiye’nin yurt dışında ilk doktora çalışmasını yapan Mustafa İnan -ömrü vefa edip göremese de- bundan çok daha fazlasını elde etti: Bir öğrencisi, onun hakkında biyografik bir roman yazdı. Üstelik öğrencisi Oğuz Atay’dı. Mustafa İnan, Malatya doğumlu bir Adanalı. 5 çocuklu fakir bir ailenin evladı. Babasını erken yaşta kaybetmesi de cabası. Küçük yaşta damdan düşünce ölmemesi sadece kendisi adına değil, Türkiye için de bir şans. Kıvrak zekâsı, müthiş hafızası, hocalarına bile ders veren derin bilgisi, öğretme aşkını daha okurken elde etmesi onu bir “ekol kurucu” yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesinin yüz akı profesörlerinden. Öğrencileri arasında sadece Oğuz Atay değil, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de var. Dönem arkadaşları arasında ise kıymetini çok sonra anladığımız dünyaca ünlü matematikçi Cahit Arf gibi bir isim bulunuyor. Kısa bir dönem başkanlığını yaptığı TÜBİTAK’ın isteği üzerine hayatı romanlaştırılmak istenince bu görev Oğuz Atay’a tevdi ediliyor. O da özellikle ailesi ve yakın çevresiyle yaptığı yüzlerce görüşme sonrasında ortaya enfes bir roman çıkarıyor. Hangi yaşta okursanız okuyun şimdiye kadar okumadığınız için pişman olacağınız bir eser bu. Kitapta anlatılanlar Mustafa İnan’ın kişisel hayatı da değil üstelik. 1930’ların sonundan 50’lerin sonuna kadar ve hatta sonrasını da içeren bir dönemi kapsayan Türkiye’nin bilim tarihini anlatıyor Oğuz Atay bir yandan. Elbette anlatan Oğuz Atay olunca onun en kuvvetli yönü olan ironi de devreye giriyor: “Öğrenemeyen arkadaşlarımın başına gelenleri biliyorum da öğretemeyen hocaların akıbeti hakkında pek bilgimiz yok.” Mustafa İnan’ın insanı derinden etkileyen yönleri var: İnşaat mühendisi olmasının yanı sıra özellikle dile ve edebiyata meraklı olması bu yönlerden sadece biri. Etimolojiye delicesine tutkun. Tedavi için Almanya’ya gittiğinde hastanede vakit geçirmek için Almanca isimler sözlüğünü okuyup Alman doktorları isimlerinin anlamını tam olarak bilip bilmediğinden sözlüye kaldırıyor mesela. Divan edebiyatı onun için vazgeçilmez. Yahya Kemal’in “Selimname”sini ille kendisine okuttuğu bir adamdan bahsediyoruz. Yerlilik, biraz da kendi değerlerine sırt çevirmemek değil mi? Mustafa İnan bu anlamda gerçek bir yerli değer. Defalarca imkânı olmasına rağmen yurt dışındaki herhangi bir üniversitede çalışmayı aklının ucundan bile geçirmiyor. ’60 darbesi sonrasında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in 5-6 kez yinelediği bayındırlık bakanlığı teklifini de elinin tersiyle itiyor. Bu dünyaya bilim için, öğretmek için, öğretmenlik için gelmiş inanılmaz bir kişilik. Günümüzün değer yargıları ile bakıldığında çok çağ dışı ya da safiyane gelebilir yaptıkları. Ancak bugün Teknik Üniversite başarısından söz ediyorsak Mustafa İnan’ın yaptıkları yadsınamaz. Ölümünden sonra 80’indeki hocası onun bu erken ölümüne şaşırdığını söylemiş. 57 yaşındayken dünya defteri kapanıyor İnan’ın. Bunları okurken öğrencisi ve bu kitabın yazarı Oğuz Atay’ın 43 yaşında öldüğünü düşününce içim acıdı. Atay’ın, ölümünden sadece iki yıl önce bize böyle bir roman armağan etmesi bizler için bir mucize. “Demiryolu Hikâyecileri - Bir Rüya” adlı hikâyesinin sonunda “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?” diye sormuştu Oğuz Atay. Biz de buradayız sevgili yazarımız. Bize bıraktığın biri yarım dört romanını, günlüğünü, öykü kitabını ve tiyatro eserini döne döne okuyoruz. Yazmayı planladığın ancak yazamadan bizlere veda ettiğin “Türkiye’nin Ruhu” adlı projenin -yazılabilseydi- kim bilir ne kadar güzel bir eser olacağını düşünüp duruyoruz. Sevgi ve minnetle.
Edebiyat
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202820,5bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.