·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mart 2026 11:40 Agatha Christie, benim çok severek okuduğum yazarlardan biri. Hemen hemen her alışverişimde 1-2 kitabına mutlaka yer veririm. Sıkıldığımda, bunaldığımda ya da okuma tempom düştüğünde; hatta okumaya geri dönüşlerimde tercih ettiğim bir yazar.
Ölüm Saatleri kitabında Sheila Webb, kendisine gelen bir telefon üzerine çalışmak için Wilbraham Crescent 19 numaralı eve gider. Ancak evde orta yaşlı bir adamın cesediyle karşılaşır. Genç kadını hiç tanımayan kör ev sahibi ise Sheila’yı tanımadığını ve kendisini çağırmadığını söyler.
Bu romanda bize eşlik eden karakter, benim de okumaktan keyif aldığım Hercule Poirot. Ancak bu kitapta kendisi çok aktif değil; daha çok ara ara ve özellikle finalde belirgin bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kitap, karakter açısından oldukça zengin. Her zamanki gibi kitabın başında karakterler ve haklarında kısa bilgiler ile ipuçları yer alıyor. Ancak kitaba ilk başladığımda karakter fazlalığı nedeniyle biraz kafam karıştı ve bu durum tempoyu da yavaşlattı.
Kitap oldukça uzundu; ancak ne Nil Nehri’nde Ölüm ne de Doğu Ekspresi’nde Cinayet gibi akıcı bir işleyişe sahipti. Bana göre bazı bölümler gereğinden fazla uzatılmış ve ana hikâyeyle doğrudan bağlantısı olmayan detaylara uzun uzun yer verilmiş. Bu da okuma sürecimin beklediğimden daha uzun sürmesine neden oldu.
Benim için bu kitap, yoğun okuma dönemlerimde bir nebze nefes alma alanı oldu. Ancak yazarı okumak isteyenler ya da ilk kez tanışacak olanlar için doğru bir başlangıç kitabı olduğunu düşünmüyorum.