10/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 03:26
Bu kitabı okurken kendimi bir ailenin içine düşmüş gibi hissettim. Sanki uzaktan izlemiyorsun da aynı evin içinde, aynı havayı soluyorsun. Sevgili Arsız Ölüm , köyden şehre göç eden bir ailenin uyum sürecini anlatıyor gibi dursa da aslında daha çok “tutunamama” hâlini gösteriyor. Herkes aynı evde ama bambaşka dünyalarda. Huvat kendini yaşlılığına ve hayallerine bırakmış, Atiye evi ayakta tutmaya çalışırken yorgun düşmüş, erkek çocuklar bir türlü bir yere varamamış, Nuğber kendi yoluna gitme derdinde… Ama en çok Dirmit’te kaldım. Onun yalnızlığı çok tanıdıktı. Sözcüklere tutunmaya çalışması, kendine bir dünya kurması… “Sözcüklerden bir yorgana sarındı…” Ama bazen insanın içindeki kalabalık, dışarıdaki hiçbir şeyle sakinleşmiyor. Kitapta hoşuma giden şeylerden biri de bu gerçek ile masal arası anlatımdı. Atiye’nin Azrail’le konuşup pazarlık etmesi mesela… hem garip hem çok doğal geliyor bir yerden sonra. Gülümsüyorsun ama altında başka bir şey var. Düşündüren tarafı ise daha ağırdı. “Ne bildiğimi bir bilsem!” İnsan gerçekten ne bildiğini biliyor mu? Yoksa sadece bildiğini sandıklarıyla mı yaşıyor? Bir de şu cümle çok takıldı aklıma: “Oku, başını kurtar…” Belki de bu hikâyede en açık çıkış yolu buydu ama herkes o yola gidemiyor. Okurken şunu fark ettim: Aynı çatı altında yaşamak, aynı hayatı yaşamak demek değilmiş. Bitirince “çok güzel” demek yetmiyor bu kitap için. Daha çok şöyle hissettirdi: tanıdık, biraz buruk ve yer yer insanın içine dokunan bir şey.
İnceleme
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.