Gönderi

Bizim inkılâbımızın başına da böyle bir şey gelmektedir
Selma Hanım: “Geçen sene,” dedi, “gene burada, böyle bir akşamdı. Büfe başında idik. Bir ihtiyar sarhoş bana yaklaştı. Fena yolunmuş bir Mısır tavuğuna benziyordu. “Beni tanıyamadınız mı?” dedi. Meğer bundan altı sene evvel, bir gün, Murat Beyler’in Etlik’teki bağında resgeldiğim bir Şeyhmiş. Hatırlıyorum, kuzguni top sakallı, kelli felli bir adamdı ve gözlerini bir kadın üstüne çevirmeyi günah sayacak kadar mutaassıp, nemrut bir şeydi. Gerçi eski hali bir riyakârlık, bir kara tasalluftu [görünürde erdemlik taslama, övünme]. Fakat, bu halinin de bir maskaralık olduğunu itiraf etmek lazım gelir.” Neşet Sabit: “Bunlar, hep, inkılâbın yanlış anlaşılmasından çıkan neticeler... İnkılâbı, kocanız kendine göre, Murat Bey kendine göre, Şeyh Emin kendine göre anlıyor, hani, bazı dinler vardır ki, müfessir ve müçtehitlerinin çokluğu yüzünden mana ve mahiyetini değiştirir; işte, bizim inkılâbımızın başına da böyle bir şey gelmektedir. Ankara Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Alıntı
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.