Puan vermedi·288 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 23:04
Anne babalık, bir yandan çocuktaki o "çocukluk sırrının" ortaya çıkmasını sabırla beklemeyi gerektirirken, diğer yandan da çocuğun kaygan bir zeminde kendini kaybetmemesi için özen gösterir. Çocuk, hiçbir zaman başkalarına özenmemeli, başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır çünkü çocuğun benliği, ancak özgüvenle ve koşulsuz kabul ortamında gelişir. (Adem güneşin bu kitabını tavsiye ediyorum.) Bir annenin, çocuğuna güven hissi verebilmesi, çocuğun en hassas döneminde, ihtiyaçlarını zamanında ve yeterince karşılamasına bağlıdır. Eğer bu ihtiyaçlar, koşullar altında verilmişse, çocukta güven kaybı oluşur. Bu durum, çocuğun ileriki yaşamında duyarlı ve etken bir birey olmasını zorlaştırabilir. Çocuğun ruhunun ilk şekillenmesi, annenin kurduğu bağla başlar. Ama babanın da, ilerleyen yaşlarda çocuğa dirayet ve irade kazandırması gerekir. Eğer baba, gücü haksız kullanır, duygusal adaleti sağlamazsa, çocuğun anneye duyduğu güven, çatışmayla test edilir. Bu durumda, çocuğun kişiliği sağlam bir zeminde oturmaz. Akıllı bir anne baba, çocuğa zorla davranışlar kazandırmak yerine, onun benliğini güçlendirir. Çocuğun vicdanının sesini duyabilmesi için, onu kendi ruh dünyasına dalmaya teşvik etmelidir. Eğer ebeveyn, davranış kazandırma adı altında çocuğun benlik inşasını engellerse, o çocuk ne kadar başarılı olursa olsun, ruhsal anlamda eksik kalır. Böylece benliği serbest bırakıldığında, çocuk kişilikli ve karakterli bir birey haline gelir. Doğru davranış, bir başkasının hatırı için değil, davranışın kendisinin doğruluğundan ötürü yapılmalıdır. Anne babaların, çocuklarını terbiye etmek için benliklerine saldırması, kişiliklerini incitmesi tehlikeli bir süreçtir. Çünkü kişiliği tahrip olmuş, benliğini anne babasının kontrolüne bırakmış bir çocuk, çocuklukta ebeveynin işine yarasa da, uzun vadede sorun yaşar. Anne karnındaki çocuk, tıpkı bir tırtıl evresinde gibidir. Anne sevgisi, onun koza hayatıdır. Anne, çocuğunu ihmal etmez bu sevgiyle onu besler. Çocuk, doğduğu ilk günden itibaren benliğiyle yaşamaya başlar, ancak 4 yaşına kadar itibar sistemi henüz oluşmaz. 4 yaşından sonra, çocuk, utanma hissi, çekingenlik ve sosyal uyum gibi duyguları geliştirir. İşte bu dönem, sosyalleşme ihtiyacının da belirdiği kritik bir süreçtir. İlk 4 yılda anneden ayrılmayan çocuk anne bağımlısı hale gelir. Güven ortamında benlik geliştiğinde, çocuk, tıpkı kabuğundan çıkan bir kaplumbağa gibi, kişiliğini yavaşça ortaya koyar. Baba, çocuğun dik durabilmesi için ruhunu, karakterini ona aktarmalıdır. Annenin sevgisi, koşulsuz bir şekilde çocuğun benliğine akar babanın güven hissi ise, dürüstlük, sözünde durma ve karakter gibi değerleri yansıtarak çocuğun iskeletini oluşturur. Çocuk, anne ve babadan aldığı bu güvenle, hem sözlerinde hem de disiplinli davranışlarında istikrar kazanır. Anne, içgüdüsel olarak çocuğunu sever; baba ise, çocuğun acizliğini koruma ihtiyacıyla, zamanla ona sevgiyle bağlanır. Böylece, çocuk hem anneden hem babadan aldığı bu güvenle, kendi benliğini sağlam bir temele oturtur. Sonuç olarak, çocuğun benliği ancak güven dolu bir ortamda ve sabırla şekillendiğinde, kendi kişiliğini özgürce ortaya koyabilir. Anne babanın dengeli ve güven veren yaklaşımı, çocuğun hem karakterli hem de bağımsız bir birey olarak gelişmesini sağlar.
Eğitim /Kişisel Gelişim
Çocukluk SırrıAdem Güneş · Nesil Yayınları · 20121,062 okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.