Cerrah, soluksuz okuduğum bir polisiye oldu. Yazarın tıp eğitimi almış olması o kadar hissediliyor ki… Okurken her detayın gerçekliğine ikna oluyorsunuz.
Ama bu kitapta beni asıl etkileyen şey, alıştığımız o “çaresiz kurban” anlatısının kırılmasıydı. Bu kez karşımızda güçlü, dirençli ve kendi hikâyesinin merkezinde duran bir kadın vardı.
Ve bir de Rizzoli…
Erkek egemen bir dünyada var olmaya çalışan, ailesinde bile erkek kardeşlerinin gölgesinde görünmez hisseden, çalıştığı ekipteki tek kadın olarak hep kendini savunmak, korumak zorunda hisseden bir kadın. Sürekli kendini kanıtlama çabası, kırılganlığıyla sertliği arasındaki o ince çizgi… Onu okurken zaman zaman sinirlendim, ama çoğu zaman derin bir empati hissettim.
Kitabın en büyük düğümü şu: Öldüğü kesin olan bir seri katilin yöntemleri yıllar sonra yeniden ortaya çıkıyor. Peki nasıl?
İşte bu soru sizi sayfaların içine çekiyor.
Ve cevap… tahmin ettiğinizden daha karanlık.
Yan karakterler bile “yan” kalmıyor bu hikâyede. Her biri olayın içine işliyor, her biri iz bırakıyor.
Benim için hem sürükleyiciliği hem karakter derinliğiyle çok etkileyici bir okuma oldu. Polisiye seviyorsanız, bunu mutlaka listenize ekleyin derim. CerrahTess Gerritsen