Kadınlara gelince, bunların hepsi, yüzden dost görünmekle beraber içten onun düşmanı idi. Selma Hanım, kendisine gülümseyen bütün ağızların içinde her vakit sokmaya hazır bir yılan dilinin titrediğini seziyordu. Yaşlı genç, bütün hanımlar, yalnız ona karşı böyle değildi. Kendi aralarında da, daimi bir rekabet ve geçimsizlik havası hüküm sürmekteydi.
Her biri öbürünün esvabını, mücevherlerini veya mobilyasını kıskanmak ve tenkit etmekle meşguldü. Hele kocalarını her arzularını yerine getiremeyecek kadar zengin bulmayanların veyahut Murat Bey gibi zengin olup bir türlü monden itibara erişemeyenlerin huysuzluğu, hırçınlığı adeta bir hastalık bir histeri haline girmekte idi. Bunlar, etraflarına mütemadiyen zehir saçmakta ve kendi kuruntularını ancak birtakım garip snopluk’larla avutmaya çalışmaktadırlar.
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu