·655 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ocak 2024 00:00 حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ
âyetine müracaat ettim. Bana bildirdi ki; intisab-ı imanî tezkeresiyle, Kadîr-i Mutlak öyle bir sultana istinad edersin ki; zemin yüzünde her baharda dörtyüzbin milletten mürekkeb nebatat ve hayvanat ordularının bütün cihazatlarını kemal-i intizam ile vermekle beraber, her sene eşcar ve tuyur denilen o iki muazzam ordusunun elbiselerini tazelendirerek yeni libaslar giydirir, urbalarını ve FORMALARINI değiştirir.
(sayfa 64)
Burada geçen formalarını ibaresine dikkat çekmek istiyorum. Forma bir yere veya bir göreve mensubiyete işaret etmekle beraber o yer veya görev veya rütbeyi temsil eder. Yani örnek verilecek olursa bir polis formasını giymiş bir şahıs polise ait vasıf ve vazifeleri temsil ederken bir avukatın giydiği cübbe adaleti, bir doktorun giydiği önlük şifayı, bir askerin giydiği forma savunmayı, bir imamın giydiği cübbe ise inancı temsil eder ve hâkeza... Yani forma mana-yı ismi (kendi manasını gösteren) değil mana-yı harfe(kendisinden başkasının manasına delalet eden) bir işarettir. Aynen bu örneklerde olduğu gibi eşcar (ağaçlar) ve tuyur (kuşlar) o iki muzzam orduda her sene "formalarını"değiştirerek Allah'ın türlü isimlerini temsil ediyor ve çeşitli vazifeleri îfa ediyorlar. Ağaçlar kış vakti gelince Allah'ın el-Mümit (Öldüren) isminin formasını gösterirken ilkbahar geldiğinde ise Hay ismine işaret ederler. Tuyur kanatlarının tezyin edilmesiyle el-Cemil ismini yansıtırken bu forma değiştiğinde el-Kuddüs ismini gösterirler. Üstadım Bediüzzaman yine her zaman ki gibi en harika ve en veciz ve en icazlı kelimeyi bulup yerine yerleştirmiş:)
Allah ondan ebeden razı olsun. Amin.