Selma Hanım, kocasına “Çalışmak istiyorum. Fakat, hayatımı kazanmak için değil,” derken, bunun tamamıyla aksini düşünüyordu. Bilakis, onca, kadının hürriyeti demek, hiçbir hususta erkeğine muhtaç olmaması, ondan bir şey beklememesi, ona tâbi bulunmaması idi. Selma Hanım, her şeyden evvel, bu tufeyli vaziyetinden, bu lüks eşya halinden kurtulmak istiyordu ve Hakkı Bey’i, kendisine bağlayan gönül bağlarının gevşediğini hissettikçe bu hal ve vaziyet ona dayanılmaz bir nikbet [felaket] gibi görünüyordu. İlk sevgi demlerinde hatırına mal ayrılığı diye hiçbir endişe gelmezdi. Kocasının kendi için yaptığı her masrafı, kendine verdiği her hediyeyi, genç kadın, yeni bir muhabbet nişanesi olarak telâkki ederdi. Fakat, birkaç zamandır, bunların her biri, onun için, ağır bir hakaret mahiyetini alıyordu.AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu