Osmanlı'dan Cumhuriyet'e tarihi bir devamlılıktan söz ettiğimiz bu çalışmada yeri geldikçe birçok örnek vereceğiz. Ama bunlar arasında en değerli ve en anlamlı örnek şüphesiz Türk
bayrağıdır. Bugün kullandığımız ve varlığından gurur duyduğumuz, gölgesinde yaşamakla iftihar ettiğimiz ay yıldızlı bayrağımız Cumhuriyet'e Osmanlı'dan intikal etmiş bir yadigardır. Osmanlı Devleti'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin aynı bayrağı kullanıyor olmaları, tek başına bile tarihi devamlılığı bütün gerçekliği ile ortaya koyar.
Türk Devleti'nin resmi simgesi olarak kırmızı beyaz ay yıldızlı bayrak 1793 yılında, yani III. Selim döneminde kullanılmaya başlanmıştır. Bayrağın renginin kırmızı olmasına, ortasında beyaz ay yıldız bulunmasına karar veren bizzat Türk Devleti'nin Başkanı Sultan III. Selim'di. İlk şekliyle bayraktaki yıldız sekiz köşeli idi. Sultan Abdülmecid döneminden itibaren beş köşeli yıldız kullanılmaya başlandı. Ay yıldızlı kırmızı bayrak 1793 yılı sonrası bütün Osmanlı dönemi boyunca devletin resmi bayrağı olmaya devam etti ve oradan da Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal etti. Türk Devleti rejim olarak cumhuriyeti benimserken, bayrağını değiştirmeyi hiç düşünmedi. ''Ay yıldızlı kırmızı beyaz bayrak eski dönemin simgesidir, Osmanlı dönemini çağrıştırır" gibi bir düşünce içinde hiç olmadı. Bayrak, taşıdığı büyük anlamla beraber Cumhuriyet döneminde de devletin resmi sembolü oldu. Çünkü o bayrağın gölgesinde Çanakkale Zaferi kazanılmış, yine aynı bayrağın gölgesinde Sakarya, Dumlupınar Zaferleri elde edilmişti. Bütün bu zaferlerde önemli payı olan Mustafa Kemal Atatürk, yeni rejimle beraber istese bayrak değişikliğine de gidebilirdi. Ama o, Türk Devleti'nin ay yıldızlı bayrağın gölgesinde yaşamaya devam etmesini tercih etti. Tarihi devamlılık işte tam da budur.
Bu vesile ile şunları da hatırlayalım. İstiklal Marşımızın ilk mısrası ne kadar da anlamlıdır: Mehmet Akif "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" derken, ay yıldızlı bayrak göklerde dalgalandıkça Türk Milleti'nin ve Türk Devleti'nin varlığının da devam edeceğini coşkuyla haykırmaktadır.
Bir de Arif Nihat Asya'nın Bayrak şiiri vardır ki, tartışmasız hiçbir ülkenin bayrağı için böyle anlamlı bir şiir yazılmamıştır.
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü.
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver!
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar!
Yurda, ay-yıldızının ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
Gölgene sığındık.
Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;
Yeryüzünde yer beğen:
Nereye dikilmek istersen
Söyle seni oraya dikeyim!
Türk Milleti için bu derece üstün değerlere sahip Türk bayrağının banisi Sultan III. Selim'i de, sonrasında o bayrağa sahip çıkan, bu uğurda şehitlik mertebesine ulaşan her Türk evladını da şükranla anmak bir vazifedir.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık , s. 33-35