Claire Keegan’ın incecik ama yoğun kitabı Emanet Çocuk, bir çocuğun geçici olarak bırakıldığı bir evde, aslında kalıcı izler bırakacak bir deneyimini anlatıyor. 1980’ler İrlandasının kırsal atmosferinde geçen bu hikaye, büyük olaylardan çok küçük anları içimize işliyor. Küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılıyor hikaye. Kitapta söylenenlerden çok söylenmeyenler, kelimelerden çok boşluklar konuşuyor:
“Hiç de bir şey söylemek zorunda değilsin… Çoğu insan sırf bulunmaz bir hiçbir şey söylememe fırsatını kaçırdığı için çok şey kaybetmiştir.”
Benim için en önemli noktalardan biri, isimsiz bu küçük kızın ailesine bakış açısı. Babasına, annesine, kardeşlerine dair gözlemleri oldukça sade ama bir o kadar sarsıcı. Özellikle babasının kurduğu şu cümle gibi:
“Güzel olabilecek şeyler hakkında, tabii gerçek olsalardı, yalan söylemeye bayılıyor.”
Bir çocuğun dünyasında kırılan güveni görüyoruz. Ama bu kırılma sessiz, yavaş ve neredeyse kabullenilmiş bir hayal kırıklığı olarak geliyor. Zaten kitap genel olarak böyle ilerliyor, derin derin.
Kinsella ailesinin evine geldiğimizde ise ton değişiyor. Burada dikkat çeken şey şefkatin gösterilme biçimi. Abartılı değil, gösterişli değil. Küçük jestlerle, gündelik davranışlarla bile kendini belli eden bir ilgi var. Bu da aslında bende tuhaf bir his bıraktı. Hem huzur hem de alttan alta bir tedirginlik. Özellikle Bayan Kinsella ile arasında geçen bir diyalogtaki şu cümle çok şey söylüyor:
“Bir yerde sır varsa… orada utanç vardır.”
Yazarın dili oldukça başarılı. Az kelimeyle çok şey anlatma konusunda çok iyi. Detaylar öyle ustaca yerleştirilmiş ki bir çocuğun konuşma biçiminden, bir ailenin ekonomik durumuna; bir bakıştan, bir ilişkinin mesafesine kadar pek çok şeyi sezilebiliyor. Açık açık söylenmeyen ama hissedilen bir dünya kuruyor bize.
Kitap, benim gibi olay ve karakter odaklı bir okuma bekleyenler için biraz “sakin” gelebilir. Ama duygu odaklı okuyanlar için gerçekten çok güçlü bir deneyim olacaktır. Etkisi büyük ama olayların biraz daha derinleşmesini isterdim.
Emanet Çocuk; ait olmanın, görülmenin ve şefkatin ne kadar hayati bir mesele olduğunu ve bunu büyük cümleler kurmadan da anlatan bir kitap. Bitirdiğinde “çok şey oldu” denmiyor belki ama “çok şey hissettim” deniyor.
Emanet ÇocukClaire Keegan