Yaşayan Ölü, tasavvufi derinliğini az bulduğum bir roman oldu. Beşeri aşktan ilahi aşka ulaşma biçiminin son derece zorlama olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar beşeri aşkın ve davranışlarımızın çirkinliklerini kaliteli psikolojik tahlillerle verse de işin ilahi boyutu büyük oranda es geçilmiş. Özellikle Gerçek Çelebi, Ayşe ve Ekmel Haydar'a yüklenen vasıfların yüzeysel kalmasının bunda etkili olduğunu söyleyebilirim. Beri yandan yüzeysel anlamda yüklenen tasavvufi vasıflar, roman kişilerinin görünen dünyalarıyla tam bir çelişki halinde. Özellikle finali itibarıyla gerçek aşka ulaşmaktansa anlamsız bir acı denizine atlamak söz konusu. Roman kişilerinin kişisel ilişkilerinin bu yorumumda önemli bir rolü var. Biçime, mektup ve günlük formatı hakim. Romanın yazılış zamanını da göz önünde bulundurarak günümüz okuruna pek çok kelime hediye edeceğini söyleyebilirim. Belki tasavvufla henüz çok derin ilişkiler kurmamış bir okur için öğretici nitelik taşıyabilir.