9/10
·131 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 19:31
Metropol hayatının vazgeçilmezlerinden biri olan ve en gözde ulaşım araçlarının başında gelen metro istasyonları, biz insanların durmadan gelip geçtiği; harcadığımız üç beş dakikayı çoğu zaman önemsemediğimiz, hatta bu süre zarfında pek de dişe dokunur bir şey düşünmediğimiz yerlerdir. Genelde istasyona gelir, beklenecek süre kadar bekler ve gelen metroya binerek gideceğimiz yere doğru yol alırız. Bu boşluk vakitleri ise çoğu zaman kulaklığımızdaki müzikle, elimizdeki telefonlardaki oyunlarla ya da boş ve anlamsız görünen metro raylarına bakarak geçer. Fransız yazar Pierre Charras, bu kısa bekleyişi, ki bu süre kitaba ismini veren on dokuz saniye gibi mikroskobik bir zamanı kapsar. Her bir saniyenin insan zihninde ne kadar geniş bir yer tutabileceğini gösterme çabasına dönüştürür. Sadece 19 saniyede, küçücük bir göz temasının ardında doğabilecek pişmanlıkları, umutları ve kaybetmenin yarattığı trajediyi anlatma fikri bile başlı başına çarpıcıdır. Soğuk beton duvarların arasında insanların birbirini görmeden gelip geçtiği bir istasyonda, aynı insanların zihninde; söylenmemiş sözler, itiraf edilmemiş suçlar, dilenmemiş özürler, kaybolan aşklar, ifade edilmemiş sevgiler, umutlu bekleyişler ve o umutların yitirildiği susuşlar dolaşır durur. Metroya yetişmek için hızlıca koşup son anda binenler, gideceği yere daha çabuk ulaşmak isteyenler, sıkışık vagonda kendine yer açmaya çalışanlar, midesi bulanan ama bunu belli etmeyenler, şiddetli baş ağrıları çekenler, ağlayan çocuk sesleri, yüksek sesle video izleyenler, oturmak için birinin kalkmasını bekleyenler… Kısacası, pek çok farklı istek ve arzuyu taşıyan insanların arasında; elinde mavi bir spor çanta, üzerinde sarı bir mont olan iri yarı bir adam… Garip olan, bu adamın kitabın anlatıcısı Gabriel ile göz göze gelmesidir. Gabriel, aralarının biraz bozuk olduğu eşi Sandrine ile saat 17:43 metrosunda, Nation durağında buluşacaktır. Öyle ki Sandrine bu durakta inerse ilişkilerine bir şans daha verilecek; inmez ya da hiç gelmezse bu ilişki ayrılıkla sonuçlanacaktır. Fakat on dokuz uzun saniyenin sonunda, sarı montlu iri yarı adam Gabriel’in bulunduğu durakta, elindeki çanta olmadan iner… On Dokuz Saniye, zamanın, hayatın ve anların kaderine dair gerçekten okunmayı hak eden bir roman. Bence okuyun, pişman olmazsınız. Sesli dinlemek için youtube.com/shorts/kikKoX8p...
On Dokuz SaniyePierre Charras · Can Yayınları · 200987 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.