BEYHAN BUDAK PSİKOLOJİ KAFASI ASLINDA O ÖYLE BİRİSİ DEĞİL Sevilme ihtiyacımız, yalnızlık korkularımız, yaralarımız hayattan kahramanlar beklememize sebep oluyor. “Birisi gelecek ve yaralarımı saracak, yüzyıllık yalnızlığımı bitirecek, şefkatiyle dünyamı güzelleştirecek” diye düşünürüz. GERİYE DÖNÜP BAKTIĞINDA seni incitmiş insanların bir kısmını nasıl bu kadar çok sevdiğini, neden bu kadar değer verdiğini anlayamazsın. Ve hatta “beni kandırdı, manipüle etti” diye düşünebilirsin. Ama üzerine biraz daha düşününce, bu insanların sana büyük hasarlar vermeden önce, en başından itibaren yaptıkları hataların küçük versiyonlarını fark edersin. Bunu düşünmek rahatsız edicidir çünkü bu sefer “fark ettim ama razı oldum” gibi bir suçluluk hissi gelir; bunu düşünmektense insanlar kötü, acımasız ve yalancı diye düşünmek daha kolaydır. Aslında suçlu hissetmene gerek yok, birçok insan benzer tuzağa düşüyor. Çünkü sevilme ihtiyacımız, yalnızlık korkularımız, yaralarımız hayattan kahramanlar beklememize sebep oluyor. “Birisi gelecek ve yaralarımı saracak, yüzyıllık yalnızlığımı bitirecek, şefkatiyle dünyamı güzelleştirecek” diye düşünürüz. Kahraman beklentisi, karşımıza çıkan insanların gerçekliklerini önünden görür. İnsan kendini kandırmakta usta bir varlıktır. Her zaman kendi kendine kandırabileceği yalanlar söyler. Aptal değildir, sadece karşısındaki insanın gerçekten iyi, şefkatli ve sevgi dolu olduğuna inanmak ister. Sadece biraz fazla ister. Ama o insan ilk başta biraz öyleymiş gibi davransa da herkesin kişiliğinin gerçekleri aradaki çatlaklardan ara ara sızar. Sen de fark ettin zaten ama o kadar çok inanmak istiyordun ki o işaretleri görmezden gelmeye yardımcı olacak yalanlar söyledin kendine. İnsanlar yolun başında bize kim olduklarına dair net mesajlar verirler: “Ben böyleyim, sana bundan sonra böyle davranacağım.” Ve hatta yolun başında, insanların birbirini tanıma motivasyonları da olduğu için o ilk baştaki küçük görünen olumsuzluklar genelde çok daha büyük hâle gelir. Bazı örnekler vermek istiyorum. Tanıştıktan birkaç hafta sonra bile yaptığınız planları sürekli erteleyen, son dakika iptal eden birisini düşün. Bunu bir sefer yapmıyor, defalarca seni zor durumda bırakıyor. Aslında sana şunu demek istiyor: “Senin zamanın benim keyfimden ya da o anki modumdan daha değersiz.” Ama o anda sen şöyle düşünüyorsun belki de, “O kadar meşgul ve yoğun birisi ki bu zamanında bana zaman ayırmaya çalışması bile çok değerli, kıyamam.” Ve bu düşünce, bariz bir ben böyleyim mesajını, şefkat gösterilecek ve zamanla düzelecek bir kusurmuş gibi algılamana sebep oluyor. Şakalarıyla, laf sokmalarıyla, imalarıyla seni küçümseyen birini düşün. Aslında bu insanın sana kendisiyle ilgili vermeye çalıştığı mesaj şu: “Sana saygı duymuyorum ama tepki vermeni de engellemek istiyorum.” Ama burada yine içindeki mazeret bulucu ortaya çıkıyor. “Onun da şaka anlayışı bu, ayrıca çok eğlenceli, çok esprili, o yüzden kendini böyle savunuyor; kötü bir niyeti yok, kalbi çok temiz.” Böylece onu aklıyorsun. Tanıştığın andan itibaren hayatındaki, geçmişindeki herkesi suçlayan birisini düşün. Eski partnerleri çok kötüydü, hep aldatıldı, hep kötü davranıldı ona. Tüm ilişkilerde mağdur. Hayatta başarısız çünkü annesi, babası diğer kardeşlerini daha çok önemsedi, onlar daha çok yardım etti. Bir işte uzun süre çalışamadı çünkü değerleri onunla uyuşmadı. Bunun gibi bir sürü mağduriyet hikâyesi. Karşında muhtemelen, her şey için başkalarını suçlayan, ileride de seni suçlayacak ve hayatının sorumluluğunu üzerine almayan birisi var. Ama senin içindeki, eskimiş takım elbisesiyle eski Türk filmlerindeki iyi niyetli memur gibi olan tarafın yine ortaya çıkıyor ve şöyle diyorsun: “Zavallı, hep yanlış insanlara denk gelmiş, aslında çok iyi biri.” İlişkilerde sevgi onun gerçek mevzusudur, iş arkadaşları da hep arkasından iş çevirmiştir. Ben ona dünyanın o kadar da kötü bir yer olmadığını, dürüst insanların da olduğunu (yani beni) kanıtlamalıyım. Senin sevgine, muhabbetine karşılık vermeyen, hep soğuk duran bir kişi için; “Duygularını ifade etmekte çok çekingen, derin bu kadar sevgili dolu olmanın duygularını anlamıyor ama belli edemiyor” diyorsun. Senin maddi ya da manevi tüm cömertliğine hiçbir şekilde karşılık vermeyen birini, “Aslında o da çok fedakâr ama şu anda çok sıkışık, zor zamanlardan geçiyor, o yüzden böyle davranıyor” diye yorumluyorsun. Senin hayallerine, hayata dair fikirlerini durmadan eleştiren birini, “Benim hayallerim, fikirlerim o kadar çok önemsiyor ve benim doğru yolda ilerlememden emin olmak istiyor, o yüzden bu kadar çok tartışıyoruz bu konuda” diyorsun. Örnekleri artırmak mümkün ama ana fikir gayet net. Her insan yolun başında bize kim olduğunu söylüyor; davranışlarıyla, yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla. Asıl mesele gördüklerimizi ciddiye almakla ilgili. Burada önemli bir ayrım var: Herkes ilişkide dostluk, aşk ve şefkat ister. Ancak bazı insanlar travmatik geçmişlerinden dolayı bunları aşırı ister. Aşırı istemek ve muhtaçlık hissiyatı bizi her zaman tuzağa düşürür. Travmatik geçmişi olan ve sevgi, güven, şefkat deposu olmamış insanların ilişkiler hakkında bir yanılgısı oluyor. İyi bir ilişkinin temel şartının tamamen karşısındaki insanla ilgili olduğunu düşünmek. Halbuki iyi bir ilişki aynı zamanda, benim kendime duyduğum saygı, kendi hayallerim, hayat anlayışım, sınırlarım, kendimi koruma becerim ve yalnızlıkla sağlıklı baş etme biçimimle de alakalıdır. Bu becerilerim olduğu zaman, karşımdaki insanın bana iyi gelip gelmeyeceğini fark etmek çok da zor olmuyor. Yolun başında, “Ben bunu çözerim, dayanırım bir şekilde, olsun yine de çok seviyor” dediğimiz şeyler, ilerleyen zamanlarda ruhumuza ciddi hasarlar verebilir, hayatımızdan yıllar çalabilir. İlişkilerde biri değişir; beni sever, daha hassas olur, özenli olur diye yola çıkmak hep hayal kırıklığına sebep oluyor. Seni bir gün daha çok sevme ya da değer verme ihtimali olan biriyle değil, yolun başında gerçekten seven, değer veren insanlarla başlamak en güzeli. Ama belki içinden, “Nerede o insanlar?” diye geçiriyorsun. Biliyorum kolay değil ama başkalarına gösterdiğin sabrı kendine de göstermelisin. Bu da senin imtihanın… ⸻ Başkalarına gösterdiğin sabrı kendine de göstermelisin. Bu da senin imtihanın.
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.