Hande K.

Hande K.
@hndkrkmc
“Sebep? Belki bir gün o kitapla ilgili sohbet açılırsa, ‘Ben de okudum,’ diyebilmek. Ama asıl sebep… Kadınla aynı kitabı okuyor olmanın verdiği tuhaf, sıcak, açıklanamayan mutluluktu. Aynı satıra bakmış olma ihtimali… Aynı cümlenin ona ne hissettirdiğini merak etmek… Kitabın içinde, aynı sayfada, adeta aynı odadaymış gibi bulunmak…”
“Adam güldü. Kadın da güldü. Gülmek bulaşıcıydı. Hatta bu ikisi arasında daha da bulaşıcıydı. O günden sonra fark ettiler ki, ikisinin gülüşü bir yüzün iki yarısı gibiydi; biri olmayınca diğeri eksik kalacak gibi. Bir portre çizilse, bir taraf gülerken diğer tarafın ciddi kalması mümkün olmazdı. O kadar uyumlu, o kadar doğal bir senkrondu. Sohbetler ilerledikçe adam kendisindeki değişimi çok net fark etmeye başladı. Kadının okuduğu kitapları, kadının haberi bile olmadan, gizli bir ajan ciddiyetiyle kitapçılardan alıp okumaya başlamıştı.”
“Oasis’in cesareti, Lapis’in sessizliğine çarptığında garip bir denge oluşuyordu. Lapis, dokundurtmayan bir güzellik taşırken, Oasis sınırlarını bilen bir dalga gibiydi. Dalgalar kayadan çekinmezdi ama saygı duyardı. Her gelişinde biraz yaklaşır, sonra akışına bırakırdı kendini. Cesareti korkusuzluktan değil, akışkanlıktan gelirdi; kırılmaktan değil, dağılmaktan korkardı. Ve Oasis kabul etti: Bazen iki gezegen birleşmez, yalnızca birbirine yaklaşır, kendi evrenlerinde küçük izler bırakırdı. Ama suyun hafızasında kalan her iz, taşın yüzeyinden daha uzun yaşardı.”
“Sanki aynı iş yerinde iki dürüst ama fazla gururlu gezegen, birbirlerinin çekim alanına fark etmeden giriyordu. Ve aralarındaki hikâye, tedirgin adımlarla başlayan ama mizahın sıcaklığıyla yumuşayan küçük bir bağa dönüşüyordu.”
“İkisi de bir an sustu. Haberleşmeden, birbirlerinden habersiz aynı kitabı seçmiş olmaları, tuhaf bir tesadüfün sıcaklığı gibi ikisinin de hoşuna gitmişti. Sanki iki ayrı yoldan yürüyüp aynı sayfada buluşmuş gibiydiler. Adam kitabı uzattığı sırada, gökyüzü de konuşmaya karar vermiş olmalıydı. İnce bir yağmur yeni başlamıştı. Tam o anda, yukarıdan düşen tek bir damla, kitabın kapağındaki “Toprak” kelimesinin üzerine ne gelip kondu. Sanki kelime, kendi anlamını sessizce hatırlamıştı.”