·
Okunma
·
Beğeni
·
17,4bin
Gösterim
Adı:
Candide
Baskı tarihi:
4 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
170
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051711874
Orijinal adı:
Candide, ou l'Optimisme
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Alman filozofu Leibniz'in "Yaşadığımız dünya dünyaların en iyisidir" mantığına karşı çıkarak yazılan 1759 tarihli Candide, Voltaire'in en önemli yapıtlarından biridir. Candide adlı iyi niyetli bir genç Almanya'da yaşadığı şatodan kovulduktan sonra Avrupa, Afrika ve Asya'da büyük felaketlerin tam ortasına düşer. Depremler, engizisyon tehlikesi, frengi hastalığı, cinayetler arasında oradan oraya savrulur. Mümkün dünyaların en iyisinde yaşadığımızı söyleyen hocası Pangloss'un öğretilerini bu maceralarda hiç aklından çıkartmayacaktır, ama dünyanın halini, insanların kötülüğünü gördükçe de umutsuzluğa kapılmadan edemez. Almanya'da bir şatodan sefil bir hayata, düşler ülkesi Eldorado'dan İstanbul'a dek uzanan, iyimserliği alaya alan ve bu sırada hayatı, hayatın amacını sorgulayan bir yapıt.
170 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Eser tür açısından hem felsefi hem edebi hem de birazda maceraya kaçar yönü bulunmakta.
Çünkü felsefi olmasının yönü Candide adındaki, isminin anlamı saf, temiz, iyimser olan bir gencin hocasını eleştirmesidir.
Edebi yönü de Candide'nin sevgilisiyle olan ilişkisi ve bu ilişkinin serüven boyunca devam etmesi.
Son olarak macera yönü de Candide'nin sevgilisini arayış içinde olması ve ülke ülke çeşitli olayları başına gelmesidir.
Voltaire'nin okuduğum ilk romanıydı ilk eserinden kalemine aşık oldum.
Yazar aktarmak istediği mesajı çok güzel anlamlara yükleyerek okuyucuya sunuyor.
Üslup konusunda sorun yok dili oldukça sadedir.
Konusuyla olsun kurgusuyla olsun mükemmel bir eser. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar.
170 syf.
·Beğendi·9/10
BÜTÜN BUNLAR GÜZEL SÖZLER AMA.................

Güzel bir hafta sonu oldu. Kitabımı yüzüme oturan tebessümle bitirdim. "Candide Ya da İyimserlik" Voltaire'nin en önemli eserlerinden birisi. Eserin güzelliğinin yanı sıra Server Tanilli'nin ve Turhan Selçuk'un katkıları yadsınamaz. Çevirmenin ötesinde, açıklayıcı bir önsöz ve dipnotlarının yararlığı sebebiyle Sever Hoca kotarmış bu kitabı. Turhan Selçuk'u "Abdülcanbaz" öncelliğinde severek takip ederdim. Ayrı bir hava katmış kitaba.

Leibniz'in 'metafizik iyimserlik' üzerine yaptığım okumalarımda; Voltaire'nin iyimserlik felsefesi karşısında bayağı eğlendiğini ve eğlenmenin meyvesi olarak bu kitabı yazdığını biliyordum. Karşıma ne çıkacağını az çok tahmin etmeme rağmen yinede merakla kitaba sarıldım. O da ne !! Felsefe Sözlüğü gibi büyük bir eseri olan Voltaire'den beklediğim bir üslub yok. Karşıt görüşünü destekleyecek tezlerle dolu, aforizmaların cirit attığı bir metin değil tam tersine masalımsı bir anlatımla, bol bol hiciv taşları fırlatarak eleştirilerini aralara serpiştirdiği bir eser. Söylemek istediklerini kısa ve net bir şekilde ya kahramanlarına söyletiyor, ya da iyimserliği o kadar uç noktalarda gösteriyor ki ister istemez bu meczup iyimserliğe karşı bir tutum almak zorunda kalıyorsunuz.

Candide, Pangloss'un öğretileriyle iyimserliğe inanmış safderun genç bir adamdır. Akıl hocası olan Pangloss , yok artık dedirtecek belalar, sıkıntılar yaşamasına rağmen "Dünyamız, mümkün olan dünyaların en yetkinidir. Bu yetkin dünyada her şey en iyidir." diyebilecek kadar iyimserliğe batmış bir filozofdur. Candide'nin ilerleyen safhalarda karşılaşacağı bir diğer düşünce adamı Martin ise zıtlığı simgeleyen bir duruş gösterir ve Tanrının dünyayı kötülük üreten bir yaratığın eline bıraktığını düşünür. Candide bu iki fikir adamı arasındayken büyük bir aşk acısı yaşar ve binlerce badire atlatır. Ama bu badirelerin sebebini: Yeter nedensiz hiçbir sonuç yoktur. Her şey zorunlu olarak zincirlenmiş, en iyi amaç için düzenlenmiştir fikriyle açıklar.

Kitapta ilgimi çeken iki husus vardı. Spoiler vermemeye çalışarak bunlardan bahsetmek isterim. Öncelikle kitapta bir çok yerleşim yerinden bahsedilir. Bunlardan biriside Eldorado. Nasıl bir ülkedir, nasıl bir yönetimdir, nasıl bir insanlıktır ağzım açık kaldı inanın. Bu ülke hakkında daha fazla konuşmak yersiz, okuyuculara bırakmak gerek. Diğer husus ise Venedikli soylu Pococuranté. Venedikli bu soylunun, mükellef bir kütüphanesi var. Candide'nin hayran kaldığı bu kütüphanedeki bazı kitaplar ve yazarlar hakkında olumsuz fikirlere sahip. Ancak kitapların hepsine vakıf, yani anlayacağınız hepsini okumuş. Etrafım-ız-da birçok insan bir yazarı bir şairi bir müzisyeni tabu olarak kabul edip haz etmediğini, fikirlerine uyuşmadığı için sevmediğini söyler her daim. Sorarsın kendisine, fikirlerini ne kadar biliyorsun o yazarın diye. Sana kulaktan dolma afaki bilgileri, şehir efsanelerini anlatır. Ancak hiç okudun mu diye sorduğunda apışıp kalakalır.Eee arkadaşım, okumadan nasıl fikir sahibi olabiliyorsun o zaman. En sinir olduğum konu ve insan tiplemesidir. Neyse ben daha fazla asabiyet takınmadan kitabımıza devam edelim.

Kitabın sonunda asıl alınması gereken dersi, bir Türk bahçıvanın ağzından duyunca şaşırıyorsunuz. Türk olduğundan dolayı değil, aslında ne kadar kolay bir açıklaması olduğunu farkedince şaşırıyorsunuz.

Kitap bittikten sonra, Victor Hugo'nun Voltaire ile ilgili bir söylevi varki, tam manasıyla bir şahaser. Böyle bir güzelleme olamaz, Voltaire bu kadar güzel anlatılamaz. Burada paylaşmayayım, okuyacak olan arkadaşlarım kitaptan okusun bir zahmet.

BAHÇEMİZİ İŞLEMEK GEREK.
170 syf.
·10/10
Spoiler İçerir.
Candide adı gibi saf cana yakın ve maharetli bir gençtir. Candide askere alınır büyük bir çatışmadan sonra ordudan kaçar ve Başka ülkeye sığınır.
Burada yeni bir hayata karışmak ister derbeder bir dilenci ile karşılaşır ve onun eski hocası olduğunu anlar.
218 syf.
·5 günde·8/10
Hanımefendiler, beyefendiler... Bu inceleme konusu, ateşler içinde yanası, kazığa oturtulasi, giyotin giyotin gezdirildi bir yazar, bir filozof, bir düşünce adamı. Ve onun en bilinen eseri... François Marie Arouet, ya da bilinen adıyla Voltaire . Öncelikle size bu değerli filozofu ve düşün adamını biraz tanıtmak istiyorum, böylece yukarıdaki övücü sözlerimin ne demek olduğunu anlayabiliriz.

Voltaire, 17.yy'in sonlarına doğru Paris'te doğmuş. Fransız yazar cılız, zayıf bir bebeklik geçirmiş, çok yaşamaz demişler ama seksendört yıl dolu dolu bir ömür geçirmiş. Papaz okulunu bitirmesine rağmen din adamı olarak değil kültür adamı olarak çıkmış okuldan. Ama ondan istenilen şey dinsel inanca da bağlı kalması. Çevresi tutucu, ama çevresine hoş görünmeye çalışmıyor, kendi doğruları da ilerliyor. Zamanın Avrupa'sinin Rönesans ve reform hareketleri ile sarsılmış, aydınlanma fikirlerinin değer bulmaya başladığı bir dönem olsa da hala kilise baskısı altında olduğunu belirtmek isterim. Voltaire gibi fikir insanlarınin da düşmanlarinin çok olduğunu belirtmek de fayda var.

Voltaire'in düşünce yapısı hakkında söyleyeceklerimiz var. Dinsel anlamda kendi çizgisinde ilerlediğini söylemiştik. Tanri'ya evet, ama kiliseye, din adamlarına hayır. Kilisenin ve din adamlarıninin insanların üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu, onlara yaşam alanı birakmadigini, kilisenin yaşamdan çekilmesi gerektiğini savunmuştur. Verdiği eserlerde de bu fikirleri açik açık şöyle cesaretini göstermiştir. Hatta zaman zaman kiliseyle ve papazlarla dalga geçer, alaya alır. Bu alay, dönemin Avrupa'sinda hoş karşılanan bir tutum değildir. Bu yüzden hapis yatar, sürgün edilir, en sonunda da Paris'ten kovulur.

Rönesans'ta başlayan aydınlanma hareketi, karşısında kilisenin sopası engizisyon mahkemelerini buldu. Bu mahkemeler kafasına göre halkı yargıladı, aştı, yaktı, sürgün etti. Örneğin Bruno, günah işlediği için yakıldı. Galileo, dinsel inançla çatıştığı için ölüm cezasına çarptırıldı. O dönemde yuzbinlerce insan, dinsel inanca ters düştüğü için yakılmıştır. Voltaire ve diğer aydınlanma filozofları yargı yetkisinin kilisenin elinden alınmasını isterler. Onlara göre adalet dinden bağımsız olmalıdır. İnsanlar günah işlediği için ölüm cezasına çarptırılmamalidir. Yargı devlete bırakılmalıdır. Mahkemeler bağımsız olmalıdır. Gerçi burası biraz çelişki barındırıyor, çünkü zamanın Avrupa'sinda devletler kiliseyle ortak çalışıyordu zaten. Kilisenin sözünden cikmak sozkonusu değildi birçok krallık için.
Kilise işi öyle abarttı ki , doğal afetlerin sorumlusunu insanların inançlarından sapmaları olarak değerlendirdi. 1755 Lizbon depreminde sorumlu dine daha doğrusu kiliseye karşı çıkan insanlardı. Tanri'da onları yeryüzüne bir felaket göndererek cezalandirmisti. Bizde hala boyledir bu arada.

Kısaca toparlarsak, voltaire, kiliseye ve din adamlarına karşıydı. Mutlakiyetci bir feodal sisteme karşı, hukuk çare olabilir ancak. Hukukuda laik sistem desteklemelidir. Bu fikirler voltaire'in tanrici yani deist bir inanca sahip olduğunu gösteriyor. Bugün Avrupa'da kilise son derece uysal bir konumdadır. Halk, cenazeler ve bayramlar dışında kiliseye pek gitmezler. Kilisenin etkinliği minimumdur, simgeseldir. Böyle bir durumda görüşü farklı olabilirdi tabii.

Candide voltaire'in en bilinen eseri. Savunduğu fikirleri bu eserde bol bol görebiliyoruz. Başına türlü belalar gelen, bir insanın yaşayabileceği ne kadar felaket varsa yaşayan candide buna rağmen daha iyi bir dünya için dolanır durur. İyimserliğini korumaya çalışır her şeye rağmen. Sonunda yolu Tekirdağ'a kadar düşer. İnzivaya cekilir. Güzel bir hikayeydi. Akiciydi.

İyi okumalar...
112 syf.
Tembelliğin rahatlık gibi görünse de aslında insanoğlunun hayatına uygun olmayan bir mefhum olduğunu, farklı anlamlardan anlatan bir eser.
İyi okumalar.
170 syf.
·Beğendi·10/10
Voltaire Candide Ya Da İyimserlik kitabını Alman düşünür ve bilim adamı Leibniz'in iyimserlik görüşünü eleştirmek için yazmıştır. Candide'nin hocasından öğrendiği iyimserlik, yolculuk sırasında yaşadığı kötü olaylar nedeni ile yerini kuşkuya bırakır. Dünyanın aslında kötü bir yer olduğunu anlaması da fazla uzun sürmeyecektir...
170 syf.
·Beğendi·10/10
Voltaire mizahıyla tüm kraliyeti eleştirmiş, velhasıl kraliyet ailesinin aklı Voltaire'in mizahına yetmediği için ceza almadan göçüp gidebilmiş nadir Fransız yazarlardan. Sorduklarında Fransa'yı değil İspanya'yı eleştiriyorum diyerek tereyağından kıl çeker gibi sıyrılmıştır. Yaşadığı yüzyılın din baskısına rağmen, dini Candide kitabında öyle ince eleştirmiş ki, eğer inançsız bir bireyseniz Voltaire okurken çok eğleneceksiniz.
218 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Aydınlanma çağından eserleri ve özellikle özdeyişleriyle günümüze kadar yaşayan ünlü Fransız düşünürü Voltaire'in önde gelen eseri.
Özlü sözlerinde hissedilen hicivperest kişiliğini, üslubunu bu masalda da net olarak görüyoruz.
Masaldaki olaylar ve kahramanın yaşadıkları bana Binbir Gece Masalları ile Keloğlan Masallarını (Tahir Alangu'nun derlediği) çağrıştırmıştı. Kitabın sonundaki bölümde Voltaire'in Binbir Gece Masalları'nı tekrar okumuş olmasına değinilince düşünürümüzün meşhur Orta Doğu masallarından etkilendiği savım güçlendi.

Kitabın başında Candide'in yaşadığı şatodan kovulması, bolca din ve din adamı eleştirisini yaptığı bu eserde yazarın Candide ile Adem'e bir gönderme yaptığı izlenimi uyandırıyor. Ki elma hadisesi kimi yorumlara göre tam da bu kitapta işlenen kabahati simgeler.

Spoiler
Kitap boyunca karakterlerin ölüp dirilmesi(?) ya da öldüğü zannı ve mucizevi kurtuluşlarla geri dönüşünde Voltaire'in tam olarak neye değinmek istediğini anlamadım. Ölümden sonraki hayat ile ilgili bir dokundurma, dirilme ile alay olabilir.

Kitapta bahsi geçen ünlü dervişin Mevlana olup olmadığı mevzusu da bir diğer okuyucu tartışma konusu.

Kitap kulüplerinde okunup masaya yatırılması, üzerine tartışılması gereken bir eser olduğu düşüncesindeyim. Filozofun bu masalından yola çıkılıp derin felsefi muhabbetler yapılabilir. Çünkü insanlığın belki de en merak ettiği soruyu yönelterek kitabı bitiriyor...
256 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap toplam 30 bölümden oluşmakta ve her bir bölümde Candide’nin başına gelen olaylar birbirlerine bağlı bir şekilde anlatılmaktadır. Kitabın ana konusu eski Yunan’da Epikuros ve birçok filozofun önemseyip cevap aradığı kötülük problemidir.

Voltaire, kötülüğü hz. Havva ve hz. Adem’ in yasak elmayı yiyip cennetten kovulmasından başlatır ve onların yaptığı hata yüzünden neden bizimde bu dünyaya gönderilerek cezalandırıldığımızı ve bizden sonra gelecek olanların suçunun ne olduğunu sorar. Suçu olmadığı halde cezalandırılmanın haksızlık olduğunu düşünmektedir. Voltaire için bu dünyada var olan savaş, çeşitli türdeki hastalıklar sadece insanların cezalandırılmasından kaynaklıdır. İnsan, diğer canlılardan farklı olduğu için kötülüğün merkezindedir. Her zaman iyiye ulaşma çabası vardır. Candide adlı eserinde de ispatlamak istediği budur.

Candide ya da iyimserlik, Candide’nin gerçekte var olmayan bir şehirde var olmayan şatodan kovulmasıyla başlar. Candide büyük bir üzüntüyle sevgilisi ve aynı zamanda Baron’un kız kardeşi Cunegonde’yu düşünerek yaşadığı şatodan uzaklaşır. Bu yolculukta yeni dostluklar kurar, yeni yerler görür, birbirinden ilginç hikâyeler dinler. Candide ve arkadaşlarının başına Hume’un tabiriyle hem doğal hem ahlaki olmak üzere çeşitli kötülükler gelir. Voltaire’in kötülükleri yoğun işlemesinin nedeni iyi olanın nasıl kötüye döndüğünü göstermektir.

Mutluluğun birinci aşaması Baron Thunder olarak doğmak, ikincisi Matmazel Cunegonde olmak, üçüncüsü her gün onu görmek, dördüncüsü ülkenin dolayısıyla bütün dünyanın en büyük filozofu olan üstat Pangloss’u dinlemekti. Ama yolculuğu sırasında başına gelen olaylardan ötürü düşüncesi değişecektir.

Candide: Saf, temiz, her şeyden habersiz demektir.
İyimserlik: Bu yapıtında Voltaire, Alman filozofu Leibniz'in felsefesiniçürütmek istiyor. Leibniz 1646'da Leipzig'de doğmuş ve 1716'da ölmüştür. Kendisi "optimisme"in, yani iyimserliğin savunucusudur. Bu filozofa göre, dünyadaki her şey olanaklı olanın en iyisidir. Ancak Voltaire, Leibniz'in felsefesini yıkabilmek için karikatürize ediyor. Hikayenin kahramanı Pangloss, Leibniz'in felsefesini öğretmekte ve yaygınlaştırmaktadır.
185 syf.
·Puan vermedi
İnsanı anlamak o kadar zor ki. Yüzyıllar geçmesine rağmen insan hiç değişmiyor, aynı olaylar tekerrür edip duruyor. Aynı kötülükler, aynı katliamlar, aynı aç gözlülük aynı tüketme hırsı her yüzyılın her saniyesinde aynı şekilde yaşanmış, yaşanmakta ve yaşanacak. İnsanın bedeni bile zamana ayak uydururken adaptasyon geçirirken ruh nasıl oluyorda hiç değişmiyor? İnsan nasıl aynı insan olarak kalıyor? Sizin de aklınızda bu sorular varsa mutlaka bu eseri okuyun. Küçücükte olsa belki bir cevap bulabilirsiniz.
Birçok kenti dolaştım. Kimi yerlerde insanların yarısı deli, kimi yerlerde insanlar çok kurnaz, başka yerlerde çok uysal ve hayvan gibi, kimileri de zeki insanlar. Ama her yerde başlıca uğraşı aşk. İkinci uğraşı insanları çekiştirme, üçüncüsü ise aptalca şeyler söyleme.
- İyimserlik nedir? diye sordu Cacambo.
- Her şey kötü gittiğinde her şeyin iyi gittiğini savunmak tutkusudur, dedi Candide.
Voltaire
Sayfa 98 - Alfa
"Ona göre çalışmak üç büyük fenalığı yani can sıkıntısı, ahlâksızlık ve yoksulluğu insanlardan uzak tutmaktadır."
Voltaire
Sayfa 30

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Candide
Baskı tarihi:
4 Eylül 2018
Sayfa sayısı:
170
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051711874
Orijinal adı:
Candide, ou l'Optimisme
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Alman filozofu Leibniz'in "Yaşadığımız dünya dünyaların en iyisidir" mantığına karşı çıkarak yazılan 1759 tarihli Candide, Voltaire'in en önemli yapıtlarından biridir. Candide adlı iyi niyetli bir genç Almanya'da yaşadığı şatodan kovulduktan sonra Avrupa, Afrika ve Asya'da büyük felaketlerin tam ortasına düşer. Depremler, engizisyon tehlikesi, frengi hastalığı, cinayetler arasında oradan oraya savrulur. Mümkün dünyaların en iyisinde yaşadığımızı söyleyen hocası Pangloss'un öğretilerini bu maceralarda hiç aklından çıkartmayacaktır, ama dünyanın halini, insanların kötülüğünü gördükçe de umutsuzluğa kapılmadan edemez. Almanya'da bir şatodan sefil bir hayata, düşler ülkesi Eldorado'dan İstanbul'a dek uzanan, iyimserliği alaya alan ve bu sırada hayatı, hayatın amacını sorgulayan bir yapıt.

Kitabı okuyanlar 1.710 okur

  • Hale Cagansoy
  • Uğur Savcı
  • Orçun Serhat Güngör
  • Çiğdem Öteleş
  • Hüseyin Sabuncu
  • Nur Banu
  • diyalek_tik
  • Asaf Halet
  • Ebru
  • Hh ss

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%49.4
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.9
Erkek
%57.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.2 (50)
9
%8.4 (51)
8
%9.9 (60)
7
%4.6 (28)
6
%2.1 (13)
5
%1.5 (9)
4
%0.2 (1)
3
%0.3 (2)
2
%0.2 (1)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları