Puan vermedi·303 syf.····Okunma: 05 Nisan 2026 14:49 Popüler kültür baz alınmadan çok fazla beklentiye girilmeden okunursa evet akıcı ve bir o kadar da merak ettiren bir kitaptı.
Öncelikle kitabın adı "Yellowface" Batı medyasında beyaz oyuncuların makyajlarla Doğu Asyalı taklidi yaparak ırkçı stereotipleri canlandırdığı tarihsel uygulamadır. Kitap da adını burdan almaktadır.
June ve Athena iki sözde yakın arkadaş. İkisi de yazar. June Athena'yı hayatu boyunca kıskanmış neden kıskandığını kitabın sonlarında açıklıyor. Kendini haklı çıkarma çabasından başka bir şey değildi bana kalırsa. Athena vahim şekilde öldükten sonra June halihazırda yayınlanmamış, henüz taslak olan bir romanı, Son Cephe'yi, Athena'dan çalar. Kendisi çaldığını düşünmez. Athena'nın anısını yaşatıyorum o da böyle olsun isterdi diyip kendini avutur. Zaman zaman vicdani sorgulamalar yapar. Panik atakları, anksiyeteleri gün yüzüne çıkar. June öyle bir karakterdi ki kitabı okurken içten içe sinir oluyorsunuz. Bu yönünü özellikle sevmiştim. Vicdani muhakemeler bana azıcık Raskolnikov'u da hatırlatmadı değil..
Bunun yanı sıra yazar kitap çıkarma süreci, yayın hayatı, buzdağının görünmeyen kısımları, editörlük, ırkçılık, iyi bir yazar olma serüvenlerinin perde arkasını ve hiç kolay olmadığını tüm gerçeklerle anlatıyor. Kısacası yazar kitapta ırkçılığı ve kültürel sömürüyü güzel bir hiciv şeklinde kaleme almış. Twitter ve linç kültürü ise cabası.
Yalnız devam kitabı olacak gibi yarım bitti sanki kitap. Bakalım devamı gelecek mi? O zaman sözlerimi beğendiğim bir alıntıyla bitirmek isterim;
"Kitaplara sığındım. Etrafımdaki dünya hoşuma gitmediğinde okudum hep.."