Şermin Yaşar Meltem’in hikayesi ile Büşra’yı anlatmış sanki. O kadar kalbimden dökülmüş kelimeler, sorular ki kitabı bitirdiğimde uzun süre ağladım…
Canım babannem ve canım büyükbabam benim için 6 ve 7 harfli tatlı sizsiniz. Siz olmasaydınız belki sevgi nedir bilmeyecek, hep başka ihtimallerin peşinde “acaba” sorularıyla dolu bir hayat yaşayacaktım. Kendi anne ve babamın beni sevdiğine bile inanmaz, onların anne babası gibi davranırdım hep. Büyüdükçe kabullendim, onların öyle olduğunu; başka hayatlarda insanların yaşamayı sürdürdüğünü, birinin evladı olunca hayatın merkezinde olamayacağını, çocukken yaptığın gösterilerde gözün heyecanla annenle, babanı ararken orada olan babannen ve büyükbabanın da çok büyük bir nimet olduğunu, bana bir gün bile öte git demediklerini, acımla acı duyup, mutluluğumla sevinmelerinin ne güzel bir huzur olduğunu anladım. Ve buna hep şükretmeye başladım.
Belki de annem babam aynı evde yaşamış olsalardı, onların ilk ve tek çocukları olsaydım, belki kendi annem ve babamdan gerçek bir kardeşim olsaydı, belki o evde hep huzursuzlukla büyümüş olsaydım, belki annem diğer çocukların anneleri gibi yanımda olsaydı, belki babam benimle abi-kardeş değil de baba-kız ilişkisi içinde olsaydı ne olurdu bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum babanne-büyükbaba evinde kendi kendimi küçücük odamda kör karanlıklarda kitapların içine fener tutarak sabahlara kadar okuyarak yetiştirdim. Bana kitap yetiştiremezlerdi de kitapçıyla anlaşırdı büyükbabam. Görmüş geçirmiş modern bir babannem ve büyükbabam var. Ne mutlu bana ki onların kızıyım, ne mutlu bana ki hala hayatımdalar. Allah başımdan eksik etmesin, yokluklarını göstermesin.
İşte bu kitap Meltem’in değil de küçük Büşra’nın hikayesi.
Sevgili Şermin Yaşar siz benim hikayemi nasıl bu kadar iyi biliyorsunuz da yazdınız? Şermin Yaşar