Ölümü düşünürüz, günün birinde öleceğimizi biliriz. Fakat, bu, bize yine muhal görünür. Muhal değilse bile, vakti, zamanı tayin edilmeyecek kadar uzak ve bulanık bir âkıbet farzedilir. Aşkta da unutmak, vazgeçmek, ayrılmak fikrî böyledir. Bu kadar acıklı bir surette muhakkak ve bu kadar zaaf ile imkânsızdır.
Lakin, bir gün gelir, eskiden yoluna can vermeye hazır olduğumuz sevgilinin solmuş yüzüne, çil basmış ellerine bakarken “O bu muydu? Bunun için mi yıllarca yanıp tutuştum?” deriz. Hayatımızın en hazin anı budur. Çünkü, bu halet, biraz da bizim ihtiyarlığımızın işaretidir. Gönüllerdeki o soğuk ürperiş, kışın, bize ilk üfleyişlerindendir. Gözümüzün önünden bir hayal perdesi daha kalkmıştır.
AnkaraYakup Kadri Karaosmanoğlu