Beyaz Diş, 2023 yılı Mayıs ayında okuduğum ve bitirdikten sonra üzerine uzun süre düşündüğüm nadir kitaplardan biri oldu. Jack London okumayı seven biri olarak kitaba zaten pozitif bir önyargıyla başladım. Ama bu kez mesele benim beklentim değil, yazarın gerçekten güçlü kalemiydi. Çünkü bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; insanın doğasına dair ciddi bir şey söylüyor. Çoğu kişi bu kitabı “bir kurdun hikâyesi” olarak bilir ama bana göre bu, bir kurdun değil, insanın hikâyesi. Kitap boyunca Beyaz Diş’in doğuşundan başlayarak hayatta kalma mücadelesini, insanla tanışmasını, acıyı öğrenmesini ve nihayetinde aidiyet duygusunu adım adım izliyoruz. Ama asıl mesele şu, onu şekillendiren şey doğası mı, yoksa maruz kaldıkları mı?
Tam burada çok bilinen o hikâyeyi hatırlıyoruz: “Herkesin içinde iki kurt vardır…” Jack London bu fikri ters yüz ediyor. Çünkü bu romanda mesele hangi kurdun güçlü olduğu değil, onu kimin beslediği.
Bir iyi insan vardır, bir kötü insan ve kurdun kaderini belirleyen, hangisinin eline düştüğüdür.
Bu noktada Beyaz Diş’i sadece bir hayvan olarak okumak büyük bir eksiklik olur. Çünkü o, aslında insanın içindeki ikiliğin somut hâli:
Kurt → özgürlük, vahşilik, içgüdü
Köpek → bağlılık, sadakat, uyum
Ve biz de tıpkı onun gibi, bu iki uç arasında şekillenen varlıklarız.
Kişisel görüşüm kitabın en güçlü yanı yazar, Beyaz Diş’in dünyayı algılayışını öyle bir anlatıyor ki, bir noktadan sonra onun için endişelenmeye, üzülmeye başlıyorsun. Bu da hikâyeleştirmenin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.
Açık söyleyeyim:
Hayatımda “keşke daha önce okusaydım” dediğim kitaplardan biri oldu. Hatta belki garip gelecek ama okurken Beyaz Diş’i zaman zaman bir çocuk gibi gördüm. Saf, öğrenen, kırılan ve yeniden şekillenen… Bu yönüyle bana Şeker Portakalı’ndaki Zeze’yi hatırlattı.
--Önemli Bir Not--
Bu kitapla ilgili ciddi bir baskı sorunu var. Bazı yayınevleri kitabı eksik basabiliyor. Orijinal hikâye, kızak köpekleriyle yapılan yolculuk ve kurt saldırısıyla başlar. Eksik baskılar kitabın ortasından giriyor ve bütünlüğü bozuyor.
--Kişisel Yorumum--
Bu kitap bana şunu öğretti:
İyi ya da kötü doğmuyoruz. Şekillendiriliyoruz ve bazen bir canlıyı değiştiren şey, aldığı tek bir darbe değil; gördüğü sevgidi