Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 06 Nisan 2026 23:18 Hikaye iki eski arkadaş üzerinden yürüyor. Geriye dönüşlerle geçmişe gidiyoruz. Hayatın akışında sevinçlerini kaybeden, arayan, bulmaya çalışan sıradan insanlar… Dış dünyanın gürültüsü, modern hayatın hücumu, tüketim çılgınlığı, şehirdeki yalnızlık ve iç dünyadaki sessiz arayışlar iç içe geçmiş durumda. Kutlu; mutfağı, sofrayı, Anadolu’nun geleneksel lezzetlerini, çayını, şerbetini, meyvelerini ustaca hikayeye katmış. İstanbul’un ve Anadolu’nun mutfak kültürü satır aralarında doğal bir şekilde akıyor, şu tarifi denesem dediğim anlar oldu.;)
En çok hoşuma giden tarafı, büyük laflar etmeden, ağırbaşlı bir dille gerçek sevinç nerede sorusunu sorması. Mevlana, Yunus Emre, Tanpınar gibi isimlere ve klasik metinlere hafif dokunuşlar var. Karakterler üzerinden dışarıdaki koşuşturma içimizi nasıl boşaltıyor, asıl sevinç içimizde mi yoksa dışarıda mı? diye düşündürüyor. Yer yer hüzünlü, yer yer umutlu; ama yapay değil. Kutlu’nun sakin, olgun üslubu ön planda.
“Ben sevincimi nerede kaybettim, nasıl bulabilirim?” diye kendime sordum. Modern hayatın içinde kaybolan küçük mutlulukları, dostluğu, şükretmeyi hatırlatıyor.
İç huzuru arayan, geleneksel değerlerle modern hayatın çatışmasını sakin bir dille okumak isteyen, Mustafa Kutlu’nun naif ama derin dünyasına alışık biriysen sana göre diyebilirim.