10/10
·1139 syf.··
2026 31. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 22:01
Bu kitap hakkında ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum çünkü ne desem eksik kalacak gibi hissediyorum. Okurken fark etmeden içine girdim. Hani okuyorum gibi değil de, sanki oradayım gibi. Kvothe anlatıyor, ben dinliyorum. O masada oturuyorum gibi. Ve bir noktadan sonra şunu fark ettim: ben zaten o hikâyenin içindeydim. Sonra daha garip bir şey oldu. Karakterleri özlemeye başladım. Simmon’u özledim. Wilem’i özledim. Fela’yı özledim. Bu çok tuhaf bir his. Çünkü normalde kitap bitince karakterler aklımda kalır ama burada sanki hayatımdan birileri çıkmış gibi. Ve Denaa. Hüzünlü ve karmaşık kekim. Denna’yı ayrıca kendi başına ayakta kalmaya çalıştığı için seviyorum. Her ne olursa olsun tek başına mücadele etmeyi seçiyor. Yolu doğru mu yanlış mı bilmiyorum ve bunu yargılamak bana düşmez. Ama o yolda tek başına yürümesi, kendi başının çaresine bakmaya çalışması bu onu benim gözümde çok güçlü bir karakter yapıyor. Bir de büyü sistemi var. Gerçekten uzun uzun anlatılabilecek bir şey ama ben anca kısaca şöyle söyleyebilirim: Bu bir büyü sistemi değil gibi. Sanki fizik, sanki matematik. Mantığı var, kuralları var, bedeli var. O yüzden inanılmaz gerçek hissettiriyor. Hatta öyle bir noktaya geliyor ki insanın içinden önünde ceket iliklenir demek geliyor. Bu kadar saygı duyulası bir sistem. Bir de şu var: bu kitap neden bu kadar iyi diye düşündüm. Çoğu yazar büyük şeyler yazar. Savaşlar, ejderhalar, büyük olaylar. Ama Rothfuss küçük şeyleri yazıyor. Arkadaşlıkları, sohbetleri, küçük detayları. Ve bu yüzden bu dünya gerçek gibi hissettiriyor. Yolculuk şimdilik bitti ama aklımda tek bir şey kaldı Kvothe nasıl bu hale geldi? Nedenn ? Bu kadar zeki, bu kadar parlak bir karakter nasıl Kote oldu? Cevabı bilmiyorum. Ama öğrenmek çookk istiyorum. Ve evet, üçüncü kitap hiç çıkmasa bile… yine de okuduğuma asla pişman değilim.
Bilge Adamın KorkusuPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20182,833 okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.