8/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 10:09
Merhaba arkadaşlar. Evrim hakkında ne düşünüyorsunuz? İnsanlığın uzun döneminden beridir bir grup maymundan mı geldiğimizi yoksa Adem’den mi geldiğimizi bir yandan dini diğer yandan bilimsel –ama kanıt yok- olarak sürekli tartışıyor. Bir de bunun yanına muazzam bir düzenle işleyen evrenin kendi kendine mi var olduğu yoksa bir Tanrı tarafından mı yaratıldığı tartışması hakim. Bense geçen yine bilim adamlarına oldukça teşekkür etmiş, bir şeyleri kanıtlamak için oldukça fazla çalıştıklarını ve insanlığa hizmet ettiklerini söylemiştim. Önemli olan da bu, gerekli olan da bu. Yani insanlığa hizmet için bu insanların çalışmaları. Mesela bu eserini ele aldığımızda (Orijinal ismine baktığımızda Hayvan ve Tanrı isimlerinin alakasız olduğunu, İnsanoğlunun Kısa Tarihi olarak çevirebileceğimizi görürüz) biz insanların taş devrinden bu yüzyıla kadar olan zaman dilimini ele alan, oldukça geniş bir dönemi kapsayan evrimi konu edinir. Burada özellikle siyaset, din, hukuk ve hatta ticaretin tamamen hayal ürünü olduğu savunulur. Eğer bu şekilde söylersek bir başkası da çıkıp evrim henüz kanıtlanmamış bir teori olduğu için, hala bir teori olduğu için asıl hayal ürünü sizin zırvalıklarınız diyerek geçip gidebilir. Bu da bütün araştırmanın çöpe atılması demektir. Böyle bir duruma kesinlikle gerek yoktur. Ancak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz. Neye inanacağınız tamamen size kalmış. Yani evrim yok, kanıtlanmamış. O zaman her şey boş iddia deyip kenara çekilebilirsiniz ve kimse sizi eleştirmez. Ya da durun bakalım bir içeriğe bakalım acaba ne anlatıyor sorusunu sorarsınız. Bu defa da kimse yolunuza çıkamaz. Şöyle bir ana fikirlere bakacak olursak zaten yazının da ilk evrim teori yazıtları gibi (artık o kadar eski ki bunu anlatmak için YAZIT diyorum) maymundan geldik, başka yolu yok tarzı yorumlar göreceğinizi lütfen düşünmeyin. Mesela burada bir kapitalizm eleştirisi yapılıyor ki sonuna kadar haklı. Tarım devriminin aslında insanları rahatlatmak için yapıldığını ama hayatların mahvolduğunu anlatıyor ki, doğru. Hayvanların evcilleştirilmesinin insanlık tarihinin en büyük suçlarından biri olduğunu söylüyor ki tamamen doğru. Hatta şöyle söyleyeyim, herkes sizin kadar sevecen değil, insanları öyle zannetmeyin. Özellikle yavru kedilerin, ufak çocuklar tarafından defalarca yere atılıp beyin kanaması geçirip öldüklerini bir bilseniz. Daha böyle ne vakalar var. Maalesef bizim insanımızın da bir huyu var. Kendisi eğer herkese -özellikle hayvanlara karşı- sevgi dolu ise diğer insanları da aynı zannediyor. Arkadaşlar böyle bir şey yok ve hatta insanların ne kadar iğrenç zihniyetlerde olduğunu bir bilseniz... Ama özellikle bir çıkarım var ki, onun altına imzamı atarım. O da insanların geçmiş dönemde yaşayanlara göre çok daha mutsuz olmaları. Bu kitaptaki bütün teoriler çürütülse bile, her bir satır tek tek kanıtlarıyla yalanlansa bile işte izi geçmeyecek, geçerliliği sonsuza kadar devam edecek bir kavram. Artık gülümsemeyi geçtim, dışarıda insanları gözlemliyorum, dümdüz duran bile yok. Herkesin yüzü asık, herkes somurtuyor. İnsanlar gerçekten de çok mutsuz. Aynı zamanda bizler şunu görüyoruz. Bilime inanan insanlar var. Bunu bir kıyas için söylemiyorum. Yani bizler nasıl Müslümanız, başkaları nasıl Hristiyan veya Yahudi. Kutsal bir din gibi Bilim de böyle inanılıyor. Ve bu insanlar o kadar emek harcıyorlar ki ben bu insanların insanlığa hizmet etmesinden memnunum. Sonuç olarak inanç, tamamen kişisel. Her dinin inananları da topluca değil bireysel olarak bir hesaba çekilecek zaten. Bunun yanında bir de bir soru aklıma takıldı. Kadınlarımız üstün sosyal becerilere ve motor becerilerine daha fazla sahip ve hakimken nasıl olur da erkek egemen bir toplum anlayışı görülür diye. Çünkü ‘Feminizm’ diye bir durum var. Öyle sanıldığı gibi kadınlara hizmet eden, kadınları savunan bir akım olmaktan çıkalı da çok oldu. Kadınların açıkçası beynini yıkayan, onları soyutlayan bir kavram haline geldi. Buna inanan özellikle de çocuk yaştaki kızlarımızdan itibaren yapılan bu beyin yıkama neticesinde ne yazık ki kadınlara kendi varlıkları unutturuldu. Özellikle bu konu hakkında yapılan videolara bakıyorum ve sürekli bakıyorum. Feminizmin ne olduğu, neyi savunduğunu bilmeden her hareketini buna bağlayanlar var. Yıllardır bu platformdayım herhangi bir kadına veya kadınlığa hakaretimi gördünüz mü? Göremezsiniz. Bu da bir hakaret değil. Feminizmi öyle bir noktaya getirdiler ki her şeye Laiklik diyen bazı bilmezlerin durumuna düşürdüler Feminizmi de. Ne yazık ki acı gerçek bu ve bu beni üzüyor. Neyse ki arada gerçekten bunun ne olduğunu ve neye hizmet ettiğini bilen kadınlar var da içimiz rahat ediyor. Diğer yandan arkeolojik bulgular ve bunların yorumlandığı hatta yorumdan çok soruların olduğu kısımları da sevdiğimi belirtmek isterim. Hatta bir örnek verelim. Köpekle beraber gömülmüş bir kadın var. Şimdi, genellikle köpeği kadını yoldaşı olarak yanına gömdükleri düşünülebilir. Kadının, hayvanıyla beraber gömüldüğü de düşünülebilir. Aslında akla gelen ama düşünülmeyen ise bir köpekle bir kadının aynı görülüp birlikte gömüldüğü de olabilir. Bunu her ne kadar inkar etmek istesek de bizler biliyoruz ki günümüzde hala Çin’de doğan kız çocukları öldürülüyor. Avrupa bazı video yapımlarda bu konuya gönderme yapsalar da bu durum gündeme hiç getirilmiyor. Maalesef iyi şeyler düşünmek istiyoruz ama uygulananlar pek de iyi şeyler değil. Ne yazık ki değil. Bu kitapta neredeyse insanlık hakkında her konuda fotoğraflarla desteklenmiş örnek çıkarımlar ve soruların mevcut olduğunu ekleyelim. Çok fazla konudan bahsetmeye çalıştım ancak bunlardan çok daha fazlası olduğunu da söylemek istiyorum. Merak etmeyin, eser şimdiden okunmaya hazır ve okuyucularını bekliyor. Dördüncü bölümde bahsedilen İnsanlığın geleceği, yapay zeka ve genetik mühendisliği gibi konularda da sanırım yazarın bundan sonraki okuyacağımız kitabına yönelik bir hazırlık görünümü var. O kitabın bir taslağı gibi düşünüyorum şimdilik. Açıp okuduğumuzda göreceğiz tam olarak ne olduğunu. Diğer yandan kapitalizmi eleştiren, eleştirmeye paradan ve savaşlardan başlayarak ilerleyen Yahudi asıllı birinin aniden ne olduysa ikinci dünya savaşında atılan atom bombasını konusunda aklaştırma yapması da açıkçası komiğime gitti. Ne yazık ki Yahudilerin böyle tutarsızlıkları tarih boyunca onlarla gelen bir durum ve burada da aynı şeyi söylemek mümkün. Bir savaşta hatta genel olarak yaşadığımız dünyada bir bomba ile binlerce insanı yok etmek, özellikle de çocukları ve kadınları katletmek yeterince iğrenç bir durumken bunu aklamaya çalışmak da nedir? Öyle sinsi ki bu millete mensup insanlar, bunu laf arasında öyle bir işliyorlar ki, Evrim kitabında ikinci dünya savaşında atılan bir bombayı ve bunun aklanmaya çalışılmasını bile ekleyebiliyorlar. Aslında Yahudi nefretim yok, ancak Siyonizm'e hizmet edip bunu Yahudiliğe bağlayan dengesizlerle problemim var. Ve bu arada, Kahrolsun Siyonizm! Son olarak, aslında bir propaganda gibi yazılan, biraz deneme özelliğine sahip, tam olarak bir tarih ya da bilim kitabı olmayan, o resimler ve açıklamalarıyla dikkat çekse de sonradan amacını belli eden bir kitap olması nedeniyle bu eseri bir bilim kitabından çok ‘Popüler Kültür’ dediğimiz zırvalıklar arasında değerlendirmek durumundayım. Çünkü çok fazla öznellik var, nesnellik oldukça az ve en önemlisi de birinin bana ne yapacağımı veya neye inanacağımı ısrarla söylemesinden nefret ederim. Ve bu çok fazla tekrar edildiğinde oradan uzaklaşırım. Kitapla yakınlaşmam ve ardından kitaptan uzaklaşmamın da tam olarak böyle olması, iyi bir tesadüf denilebilir. İncelemeler: #41258618 Okumalar: 21. Yüzyıl İçin 21 Ders Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens (İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi) Hepimize iyi okumalar dilerim..
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
·
106 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.