0 spoilerlı incelemem
yazar bir gazeteci, savaşa bizzat katılmış birisi; bundan dolayı gerilla savaşını, bu çetelerin iç dinamiklerini güzel yansıtmış. organize ve spontane baskınlarını, yaşananları yalın bir dille anlatmış. bu dil kitabı okuyan bazı arkadaşlarıma fazla yalın geldiği için biraz sıkılmışlar ama şahsen yadırgamadım; sonuçta bir gazetecinin romanı, dostoyevskivari bir klasik çıkarmasını beklemiyorum.
savaş esnasında bir aşk hikayesi de yaşanıyor ve bu oldukça realist bir dille yazılmış. savaşın temposu, ölümün çatkapı gelebilecek oluşu ve başrollerimizin geçmiş travmaları zordan kuvvet doğuruyor. ikinci dünya savaşı sonrası nüfus patlamasını düşünün, bu çiftimizin arasındaki cinsel gerilim oldukça realist bir kalemden çıkmış. belki de hemingway bizzat ispanya'da böyle bir aşka şahit olmuştur.
gerilladaki bazı insanların ayrı baş çekmeye kalkması, bireysel çıkarlarını öncelemesi yazarın bize ayrı bir mesajı. ispanyol iç savaşının sol cephesindeki iki ayrı hizibin iç çatışması, barcelona olayı (1937) vs. yazarımızın kitapta da sürekli eleştirdiği bir mesele. merkezi ordunun taleplerini önceleyerek savaşı kazanacaklarının altını çizerken anarşist tarafı eleştirmiş bulunuyor. bunu yer yer açık olarak yapsa da genelde gerilladaki bir karakterin kişiliğinde somutlaştırmış. bunu yaparken propagandist bir amaç gütmüyor, yer yer hak da veriyor bu karaktere (ki haklı olduğu yerler de var. adam hayatta kalmaya çalışıyor).
kitap savaş yıllarının ortalarında geçiyor; bu yüzden savaştan bıkan gerillalarımızın vicdani iç çatışmalarını da okuyoruz. olayların başında öfkesiyle hareket ederken vicdani sorumlulukları aklına gelmeyen insanlar artık yaptıklarının sorgusunu vicdanlarına vermeye başlıyorlar.
daha uzatırdım ama yoruldum. online Ernest Hemingway kitap kulübümüz var, haftada bir google meets üzerinden toplanıyoruz. katılmak isteyenler dm atsınlar Çanlar Kimin İçin Çalıyor