Gönderi

Kütüphanelerin tarihi mi, Antik Mısır tarihi mi?
5/10
·504 syf.··
2026 37. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 19:18
1979 Zaragoza doğumlu yazar Irene Vallejo'nun Floransa'daki kütüphanelerde yazdığı Papirüs, kütüphanelerin tozlu raflarında çürümeye terk edilmiş bir tarihi, lirik bir destan formunda yeniden diriltme çabasına girişerek ve oldukça da emek harcayarak böyle bir kitap yazmış. İskenderiye Kütüphanesi’nin o devasa, doymak bilmez bilgi açlığından başlayıp, parşömenin teninde can bulan harflerin yolculuğuna uzanan bu kitap; bizleri kelimelerin hayatta kalma savaşına tanık ediyor. Kitabın bana göre en sarsıcı yanından başlayayım o halde incelemeye; Vallejo'nun kitabı salt bir fikir olmaktan çıkarıp, etten, kemikten, deriden ve kamıştan yapılma fiziksel bir nesne olarak önümüze koymasıydı. Vallejo, o ilk rulo ve kodeksleri yaratan, gün ışığı görmeyen odalarda gözlerini bozan, parmakları mürekkepten nasır tutmuş isimsiz kopyacıların dünyasını muazzam bir empatiyle betimlemiş. Kitabın İskenderiye Kütüphanesi'ne ayrılan kısımları da vahşi bir iktidar ve tahakküm aracı olduğunu çok iyi hissettiriyor. Yani sadece konu kitaplar değil burada. Dünyadaki tüm kitapları tek bir çatı altında toplama saplantısı, aslında dünyayı zapt etme arzusunun entelektüel bir varyasyonudur. Mısır krallarının gemilerdeki kitaplara el koyup sadece kopyalarını geri vermesi gibi detaylar, kültürel mirasın ardındaki o hırsızlık ve şiddet tarihini çıplak bir şekilde ortaya sermiş. Şimdi biraz da kitabın beğenmediğim kısımlarına değinmek istiyorum. Diğer birçok okurun ve kitapla ilgili yazılmış güzel incelemelerin aksine ben kitaptan pek keyif alamadım şahsen. Uzun süre elimde süründü bu yüzden kitap. Daha doğrusu kitap hakkında o kadar fazla olumlu yorum okudum ki acaba bende mi sorun var diye tereddütte kaldığım kısımlar oldu. Örneğin Vallejo, kitaplara duyduğu aşkı o kadar yüceltiyor ve o kadar sık tekrar ediyor ki, kitap yer yer tarihsel bir incelemeden çıkıp yapay bir kitapsever güzellemesine dönüşüyor, bu gibi detaylar okuma hızımı düşürdü. Ayrıca yazarın, antik dünyanın o katı, acımasız ve kanlı gerçekliğini (kitapların çoğu zaman birer propaganda aracı olduğunu veya sadece elitlerin tekelinde bulunduğunu) romantik bir tülle örtbas etme eğilimi de gözümden kaçmadı. Bir diğer değinmek istediğim kısım şu; Vallejo İskenderiye'den, Aristoteles'ten veya antik Roma'nın acımasız yollarından bahsederken aniden araya girip konuyu modern sinemaya, Yüzüklerin Efendisi'ne, Matrix'e veya kendi çocukluk anılarına bağlıyor. Bu durum da metnin geçirimsiz kapalı alanını paramparça ediyor ister istemez. Yani tam antik çağın o tekinsiz atmosferine, papirüs kokularına hapsolmuşken, yazarın bu yersiz modern benzetmeleri atmosferi sabote etmiş. Bu, derinlikli bir araştırma metninin ciddiyetini hafifleten, kitlelere şirin görünmek için yapılmış ucuz bir anlatı numarası hissi verdi bana. Kitap belli bir kronolojik veya felsefi omurgadan ziyade, yazarın zihninde serbestçe çağrışım yapan fragmanlar halinde ilerliyor. Bu deneme tarzı üslup başlarda akıcı gelse de, sayfa sayısı arttıkça bende sistematik bir tarih felsefesi okumaktan ziyade yetenekli bir edebiyat öğretmeninin dağınık sohbetini dinliyormuş hissi uyandırdı. Özellikle ilk yüz sayfa İskenderiye kütüphanesi başlığı altında Büyük İskender'in savaşlarına ve komutanları arasındaki hiyerarşiye ayrılmış ve bunu da lise tarih kitaplarında karşımıza çıkan yüzeysel bilgilerle, sırf kitabı kalınlaştırmak için yapılmış. Zaten kitabın yarısı Antik çağ kütüphaneleri ekseninde tarihi kişiliklerin hayat hikâyelerine ayrılmış. Okurken sürekli tamam da bu bilgilerin kütüphane ve kitaplarla ne alakası var diye diye okudum, hayır, verilen tüm tarihi bilgiler lise çağında bir öğrencinin bile bildiği ezber bilgilerden ibaret. Son olarak toparlamam gerekirse Papirüs, edebiyatın ve yazının fiziksel tarihine dair tutkulu, lirik ve okunması elzem bir harita görevi görmüş. Kitap, karanlık atölyelerde, manastır hücrelerinde sessizce çürüyen isimsiz zanaatkârların hakkını verirken ne kadar devleşiyorsa, romantik bir kitap fetişizmine düştüğü anlarda da o kadar sığlaşmış benim gözümde. Açıkçası kitabı masamda her an ufkumu açacak yeni bilgilere hazır bir şekilde kalem ve defter açık okudum ancak kitapta ilgimi çeken hiçbir enteresan olaya rastlamadım, zaten bildiğim birkaç bilgi için hafızamı tazeledim o kadar. Papirüs, benim için verimli bir okuma olmadı malesef.
PapirüsIrene Vallejo · Bilgi Yayınevi · 2023358 okunma
·
80 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.