Evett.. Bir giriş yapmak için doğru cümleleri ararken bulamayışımdan mütevellit incelememe bu şekilde başlamayı uygun buldum. Birtakım spoiler içerebilir şimdiden okumamış arkadaşları bilgilendirmek isterim. Okumuş olduğum bu güzel kitabın İstanbul'da anılarla dolu bir müzesi de mevcuttur. (ki aynı zamanda bu dönem içerisinde bir filmi de yayınlanmıştır.) İncelemeyi yazarken eleştirilerimi de yazacağım ama beni hem çok bağladığı ve hem de etkisinde bıraktığı gerçeğini söylemeliyim.
Romanımızın her sayfası sürükleyici ve merak uyandırıcı ilerlemektedir. Okumaya başlamadan önce olay örgüsünün güzel bir aşk hikayesi olduğunu sandığım kıymetli yazarın kitabında bahsi geçen ana karakter Kemal'in takıntılı bir karakteri olduğunu anladım. Kitap birincil şahıs üzerinden yani ana karakter Kemal ağzından kaleme alınmış olduğu için duygusal hislerle biz okurları etkilemektedir ve yaşanmış gerçek bir eserdir. Ana temasının aşk olmasının yanı sıra sosyal bağlar ve arkadaşlık, romantik ilişkiler, evlilik, aile kurma, mutluluk, ayrılık gibi konular da işlenmektedir. Olay örgüleri İstanbul’da geçmekte olup dönemin İstanbul’una ve yaşamına dair bakış açısını kapsayan çoğu bilgiyi barındırmaktadır. Masumiyet Müzesi’nde anlatılan olaylar 1975-1985 yılları arasında geçmekte fakat kitabın ilk yayımı 2008 yılına aittir ve sözünü ettiğim İstanbul'daki müze ise 2012 yılında açılmıştır.
Kısaca söylemeliyim ki kitapta anlatılan olay örgüsü, kitabın en belirgin karakterleri Kemal, Kemal'in aşk sanarak tutarsız bir şekilde bağlandığı uzaktan akrabaları Füsun ve Kemal'in nişanlısı Sibel arasında geçmektedir. Detaylandırmadan söylemek gerekir ki bir ilişkisi varken tutarsız bir bağlılıkla onun eşyalarına bile sarılıp saplantı haline getirdiği Füsundan kopamayan ana karakter her iki kadının da hayatında olumsuz anlamda sarsıcı bir etki bırakır. Romandaki sözde aşık adamın kafasının nasıl bi'dünya olduğunu öyle net gösteriyor ki, aşk acısı çeken bir insana kim ne derse desin dokunmanın bir anlamı olamayacağını gösteriyor.
Bizler eleştirisel anlamda ''aşk bu değil, bu saplantı veya vay be adam ne kadar aşık vs.'' gibi yorumlar yapsak bile Orhan Pamuk'un bu eserde aşk ile ilgili betimlemeleri çok güzel ve manidar. Yine de kitap bittiğinde Kemal, Füsun ve Sibel için ayrı ayrı bir hüzün duyuyoruz. Kemal vazgeçemediği onun görüşüne göre çok sevdiği için, Füsun'un hayatını hiç yaşamadığı için ve Sibel'in mağduriyeti için. Özetle söylemeliyim ki herkese tavsiye edeceğim beni duygulandıran bu eser için Kemal'e çok teşekkür etmemiz gerekir. Keyifli okumalar dilerim. Orhan Pamuk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma