·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Nisan 2026 11:25 "Karınca ülkelerinde durum gittikçe ağırlaşıyordu. Her fil kendine bir saray yaptırmıştı. Her fil o saraya sultanın tahtına benzer bir taht yontturmuştu. Bir de gene sultanın has bahçesinin tıpkısı has bahçeler donatmışlardı, dünyanın tekmil ağaçlarından çiçeklerinden... Karıncalar verdikçe onlar istiyorlardı. Akıllarına ne gelirse, canları neyi ister, neyi istemezse karıncalara buyuruyorlardı. Sultan kendisine yedi saray, renk renk on altı taht daha yaptırmıştı. Tüm dağların dorukları, ulu denizin kıyıları sultanın sarayları, köşkleri, bahçeleriyle dolmuştu. Hüdhüd kuşlarının her birisine öyle yuvalar yapmışlardı ki karıncalar, kuşlar kuş oldu olalı böyle yuvalar görmemişlerdi. Yuvalar en ulu çınarların üstündeydi. Karıncalar onların yiyeceklerini çınar ağaçlarının tepelerine, yuvalarına kadar taşıyorlardı. Sultana yaşam suyunu da bir bulup getirseler, kırk gün kırk gece bir toy düğünden sonra sultan yaşam suyunu içecek, ölmezliğe kavuşacaktı. Ondan sonra öteki filler de, hüdhüdler de isteyeceklerdi yaşam suyundan ve karıncalar sersefil, aç çıplak yollara düşeceklerdi gene... "
Gel de bunun bir hikaye olduğunu anlat anlatabilirsen!..
Usta işi, eli öpülesi bir usta işi. Kitabı okudum ama her paragrafı, her sayfayı bir kere, bir kere daha okuyarak bitirdim. Yok böyle birşey. Bir hikaye ancak bu kadar güzel anlatılabilir!..