·896 syf.····Okunma: 09 Nisan 2026 13:20 20. yüzyıl siyasi tarihini son derece detaylı bir şekilde ele almış 1000 sayfaya yakın (970 sayfa) muazzam bir emek ürünü. Ancak eleştirilerim de olacak; Önemli ve atlanmaması gereken eleştiriler…
Kitap, 19. yüzyılın özeti ile başlıyor, imparatorlukların dağılma sürecine varıyor. Sömürgecilik dönemi, birinci Dünya Savaşı, ikinci Dünya Savaşı, bütün bu süreçlerde Türkiye’nin durumu ve dış politikası son derece detaylı bir şekilde işlenmiş. Olayların birbiriyle neden - sonuç bağlantısını dönemine göre çok iyi kurmuş. Doğusuyla-batısıyla gelişen bütün olayları süreçleri ile ve detaylarıyla anlatmış.
Kitabın büyük çoğunluğu soğuk savaş dönemini anlatıyor. İki kutuplu Dünya; Amerika ve Sovyetler birliği. Küba krizi , casus uçak krizi , Vietnam Savaşı , Kore Savaşı , Afganistan Savaşı , İran - Irak Savaşı,…. Kitabın en çok detaya inilen, ancak öte yandan en çok eleştirilecek noktası da bu kısım.
Soğuk savaş dönemini de tüm detaylarıyla uzun uzun anlatıyor; emeğinin hakkını teslim etmemiz lazım.(hatta fazla detaya indiği için yer yer, bazı kısımlarda sıkıcı da olabiliyor). Bir yandan ABD’nin ve İngiltere’nin yön verdiği ülkelerin politik duruşları, gelişmeleri ile kapitalist -liberal dünyanın gelişmeleri; Öte yandan Sovyetler Birliği’nin sosyalist - komünist politikasıyla çevre ülkeleri içine alarak genişlemesi…. gerginlik, inatlaşma ve karşılıklı stratejileri ile gelişen iki kutuplu dünyanın tarihi olayları detaylarıyla, adım adım anlatılıyor.
Ancak kitabın bu büyük kısmını kapsayan soğuk savaş döneminde yazar Fahir Armaoğlu’nun açık ve aleni bir şekilde sağ görüşlü ve Amerikancı olduğunu fark etmemeniz mümkün değil. Yaşanan bütün krizleri, savaşları, politik açmazları , sömürgeciliği sadece Sovyetlere yüklüyor. Sovyetler Birliği kötüleniyor. Amerika’nın gelişim, değişimi sağlayan taraf iken/ Sovyetlerin bütün kötülükleri yaratan şeytan olarak görülmesi bilimsel ve etik açıdan doğru değil. Bunu kitap boyunca görüyorsunuz.
Ancak bu asla kitabın kötü bir kitap olduğunu göstermez. Bir kere bunca detaylı anlatım ve emek, kaynak taraması, 20. yüzyıl olaylarının gelişim ve bağlantısının süreç içinde anlatımı ile muazzam bir iş çıkmış.
Tekrar dilinin ağır olduğunu, detayları sebebiyle 20. yüzyıl ve dünya tarihi için genel bir okuma değil, detaylı, yer yer yorucu, sıkıcı ve çok kalın(970 sayfa) bir kitap olduğunu belirtmek isterim.
Yine de, İlgilenen ve tarihe merakı olanlara mutlaka okumalarını tavsiye ederim.