Gönderi

Kısaca: Suç ve Ceza
Puan vermedi·704 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 09:26
“Bir an önce öğrenmek istediğim bir şey vardı: Ben de herkes gibi bir bit miydim, yoksa bir insan mı? Önüme çıkan engeli aşabilir miydim, aşamaz mıydım? Eğilip iktidarı yerden almaya cesaret edebilecek miydim, edemeyecek miydim! Titreyen bir yaratık mıydım, yoksa hakları olan biri mi?..” Raskolnikov ile empati kurdum mu? - Hayır. Çok ilginçtir, bence bu kitabı okuyanlar en başta Raskolnikov olanlar ve onu izleyenler olarak ikiye ayrılıyor. Ben genelde empatisi yüksek bir okuyucu olsam da bu sefer onu dışardan izlemeyi; bir değil yüz tane farklı Raskolnikov ile tanışmayı ve kendi vicdan mahkememde iç hesaplaşmalarını yargılamayı seçtim. Onu anladığımı ancak yukardaki satırlarda kabul ettim, tekrar ediyorum, ondan yana değildim. "En eskilerden başlayıp, Likurg, Solon, Muhammed, Napolyon ve sonrakilerle sürüp giden insanlığın tüm kurucularının, yasa koyucularının, başka hiçbir nedenle değilse bile, yalnızca yeni yasalar koydukları, böylece de toplumun kutsal saydığı, babadan kalma eski yasaları çiğnedikleri için ayrımsız hepsi birer suçluydular." “Büyük adamlar” suçsuz mudur? - Pek çok tarih öğrencisi ve severi buna benzer bir soruyu kendine sormuş olabilir. Bir savaş meydanında yalın ayak koşmak, koca bir orduda bir bit olmak, süngü çekmek ve can almak nasıl hissettirmiştir? Bazen bir sineği öldürürken bile duraksar insan. Bu “büyük adamlar” nasıl becermiştir bunu? - Doğrusu bu tam da tarihin konusudur, 19.yüzyılda “Büyük Adam Teorisi” olarak popülerleşmiştir. Tarihi "büyük adamların biyografisi" olarak gören bu görüş, bireysel iradeyi yapıların (ekonomi, sosyal şartlar, kültür) önünde tutar. Bu da büyük adamı “kahramanlaştırır.” Oysa Raskolnikov bir kahraman değil, kendi tabiriyle “sıradan” biridir. Ve sorgulamaya başladığı an insan onun için bir bit de olamaz… - Ayrıca bu soru Sefiller’de Jean Valjean’ın başına gelenleri de akla getirebilir. “Bir yarı deliler kenti burası. Bizde bilim olsaydı, doktorlarımız, hukukçularımız, filozoflarımız (her biri kendi dalında) Petersburg üzerinde değerli araştırmalar yapabilirlerdi. Petersburg'dan başka çok az kent insan ruhu üzerinde böylesine karamsar, sert, tuhaf etki yapar.” St. Petersburg hep böyle kasvetli mi? - Üç kuruşla kiralanmış tek haneli odalarda veremli kadınların aç çocukları yaşıyor Petersburg’ta. Özellikle ekonomik çaresizliğin kadınlığa yansıması, perişan olan çocuklar ve hasta insanları seyretmek demek sanki bu şehirde yürümek. Her yerde suç, her yerde bir sarhoş var. Bana hep gezilesi gelen bu şehir, ne zaman bir Rus romanı okusam dünyanın en sevimsiz mekanı oluyor maalesef. Ben kimi sevdim? - Ben Dunya ve Razumihin’ciyim. Razumihin sevilesi bir karakter, kolaya kaçtığımın farkındayım. Ancak onun ötesinde benim empati yaptığım asıl kişi Dunya’ydı. Sanırım en çok ilgimi çeken tasvir onun “alev alev” yanan gözleriydi, en çok onu görmek istedim. - Svidrigaylov ise kitapta en “tuhaf, yamuk yumuk” bulduğum kişi. Ölümünün Marfa Petrovna'nın tabancasından çıkan kurşunla olması da manidar.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
·
66 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.