Gönderi

Karanlıktan Aydınlığa Çıkan Zikzaklı Yol
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Bazı romanlar vardır ki roman sınıflandırmasının dışına taştığını hissedersiniz. Tam olarak “roman” kabul etmekte zorlanırsınız. Kurgunun da üstüne çıkmıştır çünkü, kurgu ötesidir. Gökyüzünde yazılmış gibi gelir size. Ayakları yerde değil, yukarıdadır. New age akımının kapsama alanındaymış bu tip romanlar. “Cervantes’in Yeğeni” (Everest Yayınları, birinci baskı, Eylül 2012) kitabını okuyana kadar haberim yoktu böyle bir akımdan. Metin Kaçan’ın kitapları hakkındaki yazıların bir araya getirildiği bu kitapta “new age” konusunu ayrıntılı işliyor Yıldız Ecevit “Fındık Sekiz” romanı hakkında yazdığı yazıda. “Fındık Sekiz” (Everest Yayınları, ikinci baskı, Mart 2024) Metin Kaçan’ın hâlâ ilgiyle okunan “Ağır Roman” adlı eserinden sonra çıkardığı ikinci romanı. İlk roman 1990’da yayımlanmıştı, aradan yedi yıl geçtikten sonra ikinci eserini yayımladı Metin Kaçan. “Ağır Roman” ile “Fındık Sekiz” arasına sadece “Sefiller” girdi. Dolayısıyla aynı yazarın okuduğum iki romanı üzerinden çok süre geçmedi. Bu yüzden aradaki farklılıklar çok bariz bir şekilde aklımda duruyor. Ağır Roman argo dilinin ağırlığıyla ön plana çıkarken Fındık Sekiz şiirsel diliyle ön plana çıkıyor. Ağır Roman’da olay örgüsü daha baskınken Fındık Sekiz’de olaydan, olaylardan, mekândan ziyade fikir ve hayat tarzı çatışmaları sahneye konuyor. Ağır Roman’da eserin dış görünüşü yani biçim parlarken Fındık Sekiz’de içe odaklanılıyor, insanın mistik/ruhani boyutuna ağırlık veriliyor. Ağır Roman’da ten yakınlaşmaları yapıtın içinde dans ederken Fındık Sekiz’de tensellik saf dışı bırakılıyor. Ağır Roman’daki temaslı aşk Fındık Sekiz’de yerini temassız aşka bırakıyor. Ağır Roman’da madde bağımlılığına, kavga gürültüye dayalı anlatım varken Fındık Sekiz’de daha sakin, aklı başında bir anlatım göze çarpıyor. Ne var ki çırpınıyor karakter hâlâ. Yedi yıl sonra tam olarak doğru yolu bulduğunu söylemek zor. Çünkü kaçmaya çalıştığı hayattan uzak duramadığı görülüyor. Gıli Gıli Salih’in bir nevi büyümüş, olgunlaşmış bir versiyonu olarak karşımıza çıkan Meto, kendini ararken çırpınıyor, hayatın ters istikametinde oyalanmanın verdiği zevkten kopamıyor, doğru yolu bulmaya kararlı olsa da yaramazlık yapmaya teşne bir tavır sergiliyor. Hayatı istediği gibi yaşamak istiyor hâlâ. Ama bir yanı da bu hayatın çıkmak sokağa çıktığını haykırıyor. Çünkü kulağına fısıldayan ve ona eğriyi doğruyu öğreten bir melek/hoca/öğretmen/derviş/evliya (Fahri Baba) var. Cervantes’in Yeğeni adlı derleme kitapta iki tane makalesi bulunan Prof. Dr. Yıldız Ecevit, yukarıda bahsettiğim “new age” akımı çerçevesinde Kaçan’ın ilk iki romanı üzerinde dururken her iki roman arasındaki farklılıklara da dikkat çekiyor. İlk önce İletişim Yayınlarınca basılan “Türk Edebiyatında Postmodernist Açılımlar” (Everest Yayınları, Ağustos 2021) kitabında da yer alan “Metin Kaçan’dan Bir New Age Anlatısı: Fındık Sekiz” başlıklı yazıda tespit edilen farklılıklar yukarıda bizzat kendi düşüncelerimle benzerlikler taşıyor. Yıldız Hoca bir akademisyen olduğundan daha farklı bir tonla anlatmış meramını doğal olarak. Bu yazıda benim aklıma gelmeyen farklılıklar tespit etmiş Yıldız Hoca. Sözgelimi, “önceki romanda sorgulanan toplumsal düzenin daha açık bir şekilde sorgulanması, maddesel zevklerin ve somut yaşamın indirgenmesi ve tanrıtanımaz bir aydın kesiminin yerden yerde vurulması” (s. 44) çıkarımlarını satır aralarından yakalamış. Aynı zamanda yazar-anlatıcının “töreci bir güdümlü estetiğin sözcüleri gibi davranarak ikide bir söze karışması” (s. 44) çıkarımı da iki kitap arasındaki belirgin farkların diğer bir örneği. Bir üst paragrafta tenselliğin saf dışı bırakılmasından dem vurmuştum. Yıldız Hoca da yazar-anlatıcının Fındık Sekiz’de “cinsel edimi tümüyle devre dışı bıraktığına ve dünyasal zevklerin yönlendirici/geleneksel bir tutum içinde teke tek eleştirildiğine” (s. 45) dair bir görüş ileri sürer. Saptamalarını kitaptan alıntılarla da destekler Yıldız Hoca. Kaçan’ın “Fındık Sekiz”de karakterlerin arasına girip romana arada bir müdahale ettiği görülüyor. Genelde Tanzimat dönemi yazarlarında ve özelde Hüseyin Rahmi Gürpınar’da bolca rastladığım okura bir üst perdeden bakan ve öğretmen edasıyla ders veren bu tutum roman üzerine düşünenlerin zaviyesinden pek hoş karşılanmıyor. Kaçan Ağır Roman’da kendini geri plana iterken bu romanda ağırlığını koyup kendini onlarca ışığın altında yavaş yavaş sahneye çıkan bir rock yıldızı gibi parlatıyor. Bu açıdan bakacak olursak fikir aşılama seanslarıyla okura doğru yolu aşılama, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu gösterme niyetini açık ediyor. Yıldız Hoca da yazısında anlatıcının kimi yerde “ahlak hocası”na dönüşmesini yadırgıyor. Edebiyat kuramı açısından hoş karşılanmayan okura öğüt verme yaklaşımı arada bir parlıyor Fındık Sekiz’de. Yıldız Hoca, Fındık Sekiz’i tasavvuf edebiyatının Türk edebiyatındaki ilk örneği olarak tespit ediyor, kayda geçiriyor. “Dinsel ideolojiyi aktarmasına karşılık, edebiyatın biçim/kurgu/dil demek olduğunu bilen bir bilincin ürünüdür Fındık Sekiz, bu nedenle de Türk edebiyatında bir ilk’tir.” (Cervantes’in Yeğeni, s. 65) diyerek ele aldığımız eserin önemine dikkat çekiyor. Ayrıca Türk edebiyat araştırmacılığının yeni metinlerdeki mistik renkleri araştıran bir Türkoloğu özlemle beklediğini de düşüncelerine ekliyor. Fındık Sekiz’i tasavvuf edebiyatı kapmasına almanın ne kadar doğru olduğu tartışılır, ancak yapıtta mistik/ruhani ögelerin ağırlığı yadsınamaz. Dünyadan el etek çekmek, inzivaya çekilmek düşüncesi yapıtın satır aralarına sızdırılmıştır. Çünkü ana karakter Meto’nun, çıkarcı, kalleş, ikiyüzlü ve maddiyat düşkünü insanların yaşadığı bu çağla arası pek iyi değildir. “Ahlaki çöküntü, ruhsal zedelenme, sosyal zehirlenme” (Fındık Sekiz, s. 1) bu çağın hayranlık duyulan tablosu/modası olmuştur. Meto’nun yaşadığı gelgitler içinde gösterişli/kapitalist hayattan mistik bir düzlemde doğru/makul bir hayata doğru yol alışı, yapıtın özünü teşkil eden aydınlanmadır.
Edebiyat & Roman
Fındık SekizMetin Kaçan · Everest Yayınları · 2024278 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.