9/10
·800 syf.··
2026 36. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 09:21
Gençliğimde okuduğum, yıllar sonra tekrar elime aldığım bir kitap Rüzgar Gibi Geçti İlk okuduğumdan aklında kalan kitaba bayılmıştım. Scarlett’a hayrandım. Güçlüydü, istediğini yapıyordu, kimseyi umursamıyordu. Yıllar sonra tekrar okudum ve bu kez aynı hayranlık yerini başka bir şeye bıraktı: sinir ve hayret:) Çünkü Scarlett O’Hara aslında aynı hatayı tekrar tekrar yapan, gerçeği görmek istemeyen, kendine bile dürüst olamayan biri. Ama işin ilginç tarafı şu: Yine de onu bırakamıyorsun. Çünkü o (ben öyle düşünsem de:)) ) “apt@l” değil. İnatla kendini sabote eden bir kadın. Gizliden sevdiği Ashley Wilkes ise bence aslında bir hayal. Scarlett onun kendisini değil, temsil ettiği o zarif, kırılgan, eski dünyayı seviyor. Ve tam bu noktada romanın arka planı devreye giriyor. Amerikan İç Savaşı Savaşla birlikte, şatafatlı hayatlar yok oluyor, açlık, yoksulluk başlıyor, Atlanta yanıyor, iİnsanlar hayatta kalmaya çalışıyor Scarlett’ın o unutulmaz bir anı var, toprağı kazıyıp bir şeyler yediği ve “Bir daha asla aç kalmayacağım” dediği an. İşte o sahneyle birlikte şımarık bir genç kızdan acımasız bir hayatta kalana dönüşüyor. Ama roman sadece bir dönüşüm hikayesi değil. Aynı zamanda bir çöküş hikayesi. Bir yaşam tarzının, bir düzenin, bir dünyanın rüzgar gibi geçip gitmesi. Yine de şunu söylemeden geçemem. Kitap, savaşı çok etkileyici anlatsa da tek bir taraftan bakıyor. Güney’i: zarif, onurlu ve “kaybetmiş ama asil” Kuzey’i: daha kaba ve çıkarcı gösteriyor Ve en çok eleştirilen konu kölelik meselesi. Romanda bu sistem oldukça yumuşatılmış. Oysa gerçek tarih çok daha sert, çok daha acı. Kitapla ilgili ilginç olan bir de şu; bu dev romanı yazan Margaret Mitchell aslında tek bir kitap yazmış. Evet, sadece bu roman. Kaza sonrası uzun süre evde kalırken, can sıkıntısından yazmaya başlamış. Hikâyeyi sırayla bile yazmamış. Aklına gelen sahneleri parça parça kaleme almış. Hatta sonunu bile önce yazmış. Bir yayınevi editörü tesadüfen bu dağınık notları keşfettiğinde “bundan kitap olmaz” demiş. Ama olmuş. Gelelim filmine. Gone with the Wind İzlediğim en iyi uyarlamalardan biri diyebilirim. Çünkü ara ara tekrar baktım. Hatta bazı sahnelerde “kitabı mı izliyorum?” hissi veriyor. Ama yine de Scarlett biraz daha yumuşatılmış, Rhett Butler biraz daha romantikleştirilmiş, yine de ruhu korunmuş. Bu da gerçekten çok büyük başarı. Kitabın bende bıraktığı en net duygu şu; aynı kitabı farklı yaşlarda okuyunca sadece karakterler değil, sen de değişmiş oluyorsun. Gençken hayran olduğum Scarlett’a şimdi kızıyorum. Ama belki de bu yüzden hâlâ bu kadar etkileyici.
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,157 okunma
·
185 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.