Bir solukta okudum okumasına da yorumumu yazsam mı yazmasam mı epey kararsız kaldım..Peyami Safa'nın benim üzerimde tuhaf bi etkisi var,cümleleri çok tesirli,edebi zevki yüksek,bir taraftan da sinir uçlarıma dokunuyor yine de okumaktan vazgeçemiyorum.İdeolojisini sevmiyorum,kadınlara yaptığı yakıştırmaları doğru bulmuyorum,karakterleri üzerinden yansıttığı ve görmek istediği kadın profilini beğenmiyorum.Evlilik,aşk,ilişkilere dair tanımladığı kesin hükümlü cümlelerini sevmiyorum.
Peyami Safa kitaplarında genellikle yanlış batılılaşma,yozlaşma,bozulan aile yapısı,ahlaksızlık,çarpık kadın erkek ilişkileri gibi durumlara dikkat çekiyor ve bu kitabında da küçük yaşta saraya satılmış konfor içinde büyümüş,hırs ve ihtirasın ete kemiğe bürünmüş hali olan fettan bir Canan,evlilik kurumu içindeyken Canan'a kapılmış! arzularına yenilmiş,iradesizliği,kör aşıklığı temsil eden Lami ve aldatılan,bu kötülüklere,haksızlıklara maruz kalıp sararıp solan,göz yaşı döküp kocasının pişman olup döneceği günü bekleyen :/ böyle davrandığı için de yazar tarafından asalet ve maneviyat timsali :/ addedilen Bedia'nın hikayesini okuyoruz.(Bedia'yı kitaptan bağımsız başka yerde okusam hangi yazarın kalemi olduğunu tahmin ederdim)
Kitabın başından sonuna kadar en ahlaksız,en şuh karakter Canan gibi yansıtılmış olsa da bana göre ucu Canan'a dokunan bütün karakterler ahlaksızdı.
Temposu hiç düşmeyen bir solukta okunacak kitaplardan..Keyif dilerim..Güzel kitaplara..
Peyami SafaCânân