The Scarlet Letter Amerikan edebiyatında çok önemli bir yeri mevcut. Dönemin püriten toplumunda günah, suçluluk, kimlik ve toplumsal yargı temalarını işleyen çok katmanlı bir roman ile karşı karşıyayız. zina yaptığı için göğsünde kırmızı bir “A” (Adultery) harfi taşımaya mahkûm edilen Hester Prynne’in hikâyesi üzerinden ilerliyor. Nathaniel Hawthorne, özellikle Hester’ın sessiz gücü, Arthur Dimmesdale’in içten içe onu tüketen gizli suçluluğu ve Roger Chillingworth’ün intikam hırsı aracılığıyla karakterlerin psikolojik ve ahlaki çatışmalarını ustalıkla derinleştirip basit bir iyi-kötü anlatısından çok daha karmaşık bir ahlaki tablo sunuyor. Konu ağır ilerliyor fakat çok katmanlı yapısı da sizi içine çekiyor.