Ne yalan söyleyeyim bu seriye Kırık Bir Kalp serisini okuyabilmek için başlamıştım. (Spoiler sayılır mı bilmiyorum ama bence herkes biliyordur bunu) O serinin Kupa Prens’i Jacks, Caraval’ın sonraki kitaplarında ikinci erkek karakter olacak diye biliyorum ve amacım Jacks’in hikayesini öğrenmekti. Fakat amacımın bu olmasına rağmen yüzsüz yüzsüz kitabı çok beğenmeyi kesinlikle beklemiyordum.
Kitap Usta Legend’e 7 yıldır mektup yazan Scarlet’in sonunda mektuplarınaa cevap alması ve Caraval’a üç bilet almasıyla başlıyor. Haylaz kardeşi Tella’ya bunu göstermeye gittiğinde kardeşini Julian adında bir denizciyle yakalıyor. Bu esnada Tella’nın kaçma planını öğreniyoruz ve Scarlett’in Caraval konusunda gönüllü olmadığını anlıyoruz. Lakin zalim ve kalpsiz babalarından kurtulmak için Julian ve Tella bir plan yapıp Scarlett’i kaçırıyorlar. İşler buradan sonra değişiyor çünkü Scarlett uyandığında Tella çoktan Caraval adasına ulaşmış durumda ve Scarlett, Julian ile baş başa. Arkadaşlar entp karakterleri bilirsiniz… Julian bir entp. Şakacı tavırları, üstten bakan ama önemseyen halleriyle aralarında birlikte Tella’yı ararken gelişen aşkı görüyoruz ve Caraval’ın büyülü dünyasını anlamaya çalışıyoruz.
Caraval’ın büyülü dünyasını anlamaya çalışmak biraz zordu bence. Kitabı okurken Alice in Borderland evreniyle, Kalpsiz’deki Alice in Wonderland evreni arasında gittim. Caraval’ın oyınları ipucu bulmaları vs… bana nedense Borderland’daki oyun sistemini hatırlattı. Kİ BU ÇOK GÜZEL ÇÜNKÜ ÇOK SEVİYORUM DİZİYİ kesinlikle öneririm onu da. Her neyse. O dizideki gizem unsuru neredeyse 2. sezonun sonuna kadar sürmüştü. (Hatta neredeyse 3. sezonda çözüldü her şey) Bizim tüm olayları en son anlamamız bana tamamen dizinin gizemini hatırlattı. Kalpsiz’i benzetmem de muhtemelen delilikten ve sihrinden ötürü. Çünkü kitap diziyi bana ne kadar hatırlatsa da dizideki kadar karanlık ve kanlı bir atmosfer yoktu.(azıcık vardı ama diziyi izlediyseniz beni anlarsınız) Bu kitaptaki vahşilik seviyesi Kalpsiz’dekiyle paraleldi bence. Sihrini tam anlayamadım Caraval’ın ama Caraval, Kalpsiz’in evreninde geçebilirmiş gibi hissettirdi bana.
“Hiçbir şey gerçek değil,” denmesinin sebebini bu kadar da bu şekilde beklemiyordum ne yalan söyleyeyim. Ben biraz ters köşe oldum ama gerçekten çok güzel bir evren kurgulamış yazar ve kalemi de çok güzel.(DEX DİNGİLDEMEK NE DEMEK??) Kitabın evreninin diğer kitaplarda daha fazla genişlediğini ve daha birçok şeyin ilerisinde açıklandığını biliyorum. O yüzden diğer kitapları da hızlıca okumak istiyorum
Karakterler hakkında çok yorumum var aslında ama Caraval’daki o sistem kafamı çok karıştırdığı için tam olarak yorum yapamıyorum ve spoiler vermekten de çok çekiniyorum. Scarlett’in sonlara doğru aldığı karakter gelişimi beni çok mutlu etti. Julian favori karakterim. (Üzerine konuşmayacağım.) Tella ile de çok değişen düşüncelerim var ama onu tamamıyla anladığım için yargılamıyorum. Sadece ilk kısımdaki suçu Scarlett’e atmasından sonra ona karşı çok mahçup olduğumu söylemek istedim. Diğer karakterler hakkında da konuşmayacağım bence karakterler okunması ve okudukça tanınılması gerektiğini düşünüyorum.
1 puanı sanırım kandırılmaktan hoşlanmadığım için kırdım. (Ama bu kadar kandırabilmek de yazarın başarısı.) Tella ile ilgili düşüncelerimden ötürü. Ama bu da ikinci kitabın başında detaylandırılıyor o yüzden şu an Tella ile iyiyiz. (İnceleme yazmadan başladım 2’ye o dercee beğendim evreni.) Kesinlikle önereceğim bir kitap oldu. Daha fazla bir şey anlatmak istemiyorum çünkü kitabın büyüsünün bozulmasını istemiyorum.