Kitap sıradan bir hayat yaşayan Xavier’ın evindeki küçük bir çatlağı fark etmesiyle başlar. Bu çatlak zamanla onun iç dünyasını sorgulamasına neden olur ve karakter, hayatını, seçimlerini ve kendini yeniden keşfetmeye çalıştığı bir yolculuğa çıkar.
Kitabın dili oldukça sade ve akıcıydı, bu da okumayı kolaylaştırdı. Anlatım tarzı yer yer absürt ama aynı zamanda düşündürücüydü. Yazar, basit bir olay üzerinden derin anlamlar vermeyi başarmış. Kitap bittiğinde insanda hafif bir sorgulama ve garip bir boşluk hissi bırakıyor.
İnsanın dış dünyasında fark ettiği küçük bir “çatlak”, aslında iç dünyasındaki eksiklikleri ve tatminsizlikleri fark etmesine yol açar.
Kısaca: Kendini tanımadan ve içsel sorunlarını çözmeden gerçek bir huzura ulaşmak zordur.
Bazen hayatımızdaki en küçük çatlaklar, aslında en büyük değişimlerin başlangıcıdır.
yAzar hakkında bilgi
Jean-Paul Didierlaurent, özellikle sıradan insanların hayatlarını konu alan eserleriyle tanınan bir Fransız yazardır. Uzun yıllar farklı işlerde çalıştıktan sonra yazarlığa yönelmiş ve önce öyküleriyle dikkat çekmiştir.
En büyük çıkışını “6.27 Treni” adlı romanıyla yapmış, bu eser birçok dile çevrilerek dünya çapında ün kazanmıştır.
**
Sıradan insanların hikâyelerini anlatır
Hayatın monotonluğu ve içsel boşluk temalarını işler
Küçük olaylardan derin anlamlar çıkarır.
Didierlaurent, gündelik hayatın içindeki “küçük ama anlamlı” hikâyeleri anlatan, sade ama düşündürücü bir yazardır.Tavsiye ederim bu yazarı okumalısınız.