Puan vermedi·112 syf.··
2026 12. kitabı
#İnciAral #KıranResimleri #KırmızıKediYayınları "Acının rengi, dili, dini olmaz; insanlığın bu sızısı hepimizindir." merhaba sevgili okur arkadaşlarım 🪽 İnci Aral’ın, sadece bir katliamı anlatmadığı; aynı zamanda o katliamın parçaladığı ruhların, yarım kalmış türkülerin ve kuruyan toprakların ağıdını yakan "Kıran Resimleri" adlı eseriyle geldim.. Eserin karakterler üzerinden aktarılan trajedilerinin her biri ; insanlığın en karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen bir çığlık , bir feryat , yüreğe düşen bir kor parçası resmen.. Parçalanmış bir yurdun anatomisi olan Kıran Resimlerinde; İnci Aral, Maraş’ın o kara kışında sönen ocakları anlatırken, ölümü bir istatistik olmaktan çıkarıp Şerife’nin nasırlı ellerine, Elif’in kınalı parmaklarına ve Selver’in sızlayan göz kapağına nakşeder. Kayalardan daha sert bir keder taşıyan Nam-ı diğer "Jandarma" Şerife için yaşamak, artık nefes almaktan öte bir direniş olmuştu. Oğlu Aziz ve kocası elinden alınırken, içindeki yumuşak ne varsa, o gün orada taş kesilmişti.. Onun katılığı, bir kötülükten değil; kurşun işlemeyen bir acıdan ileri geliyordu. O; adaletin sustuğu yerde kendi vicdanının jandarması olmuştu. "insan; insanı neden öldürür" Sorusunun cevabını bulamadığı için suskunlaşırken, sertliğiyle dünyadaki bu anlamsız vahşete karşı ördüğü bir savunma duvarı oluşturmuştu.. Beyazlar içinde karalar bağlayan Gelin Elif.. Düğün dernekle, dualarla örülen o incecik saçlar, bir gecede yasın simgesi haline gelmişti.. O, davul zurna seslerinin yerini ,silah sesleri ve feryatlar aldığında, Elif’in dünyası o "işlemeli beyazlığın" içinde kaybolup gitmişti... Mehmet Ali’sini , "tanıyamazsın" diye göstermemeleri, ona en büyük keder, en büyük kahır olmuştu.. Elif’in trajedisi, biricik sevdiceğinin son yüzünü bir "anı" olarak bile saklayamamasıdır. Yine de satırlardaki o umut ışığı; "Yeniden bahar gelecek, yeniden çiçeler açacak" inancı, Anadolu kadınının her türlü kırıma rağmen hayata tutunmasını sağlamıştı.. Selver’in hikayesi ise katliamın en dehşet verici yanını; ihaneti yüzümüze bir yumruk gibi vurdu.. Dün düğününde oynayan, sofrasında ekmeğini bölen komşusunun, bugün oğlunun ölüsünü bir çuval gibi köşeye fırlatması, tekmelemesi.. Kapıdaki, eşikteki, hatta sofralarına oturanlar "kurt" değilde nedir Selver için ise "Cehennem" tam olarak buydu işte .. "İnsanı ; insana kurt eden" o karanlık güç, Selver’in göz kapağındaki yara gibi hiç kapanmayacak bir iz bırakır. "Aynı tarlada çapa sallayan ellerin, nasıl olup da birbirinin , bir kurt gibi kanına susamış olur " sorusu, kitabın kalbindeki en büyük sızıdır.. Elifler, Serverler, Şerifeler , Salihalar, Ökkeşler ve onlar gibi niceleri.. 1978 Maraş Katliamı’nın sadece siyasi bir olay değil, derin bir toplumsal cinnet olduğunu gösteriyor.. İnci Aral’ın karakterler üzerinden yansıttığı; sadece fiziksel bir ölüm değildi "kirvelik", "komşuluk" ve "kardeşlik" gibi değerlerin de katledilmesiydi.. "Aynı bayramları bölüştüğümüz, aynı düğünlerde oynadığımız eşimiz ,dostumuz, komşumuz..." Bu cümle, Maraş’ta ölenlerin sadece insanlar değil, yüzyıllardır süregelen o kadim ortak yaşam kültürünün de öldüğünün bir kanıtı.. Acılar dibe çökse de, çökmüş gibi gözükse de bu "Kıran Resimleri" hafızamızda asılı durmaya devam edecek. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin bazı acılar asla soğumaz... 19–26 Aralık 1978.. Maraş’ın üzerine çöken o 7 günlük karanlık.. Sadece takvim yapraklarında bir tarih değil; komşunun komşuya yabancılaştığı, vicdanların sustuğu bir "kara leke"dir de aynı zamanda Sabah selamlaştığınız komşunuzun, akşam kapınızı işaretlediği bir coğrafyada olduğunuzu düşünün... Bu katliam sadece ölenlerin değil, aynı zamanda geride kalanların hikâyesi olduğu kadar , kaybedilen her canın, sönen her bir ocağın bıraktığı o koca boşluk, bugün bile barışa ve kardeşliğe olan ihtiyacımızın en somut gerekçesidirde İnsanlığın sustuğu o yerde, bugün hâlâ acı en yüksek sesle konuşuyor İnci Aral’ın "Kıran Resimleri" eserinde iliklerimize kadar hissettiğimiz o "kıran", sadece canları almadı.. Bir toplumun bir arada yaşama iradesini, çocukluk sokaklarının güvenini ve insanlık onurunu hedef aldı..!! Evlerin dumanı belki dindi ama o is kokusu.. Doğup büyüdüğü topraklara küsenlerin, çocukluğundan korkuyla kaçanların sessiz feryadı olan bu "kıran", unutturulmak istenen bir çığlığın edebiyatla yeniden hayat buluşudur.. O, karanlık günlerde yitirdiğimiz tüm canları bu vesileyle yeniden rahmetle anıyoruz
Edebiyat
Kıran Resimleriİnci Aral · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2012338 okunma
·
92 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.