Puan vermedi·258 syf.····Okunma: 13 Nisan 2026 12:04 Jack London ın okuduğum ikinci kitabı. Sade bir dille yazılmış anlaşılır bir eser. Keyifli bir okuma sunuyor. Kitabın bölüm bölüm olması okumayı kolaylaştırıyor ve bölümler arası geçiş homojen.
Eser okuyucunun tanımadığı iki insanın soğuk bir iklimde kurtlardan kaçmasıyla başlıyor önce okuyucu kendini o insanların tarafında buluyor ve kurtlardan kurtulmasını istiyor insanların. Daha sonra bakış açısı o kurt sürüsünündeki bir kurta odaklanarak oradan devam ediyor ve artık okuyucu kendini kurtların gözünden bakmaya başlar halde buluyor. Hikaye geçişleri homojen ve fark edilmeden oluyor. Bir süre o dişi kurt’un hayatta kalma mücadelesini okuduktan sonra baş karakterimiz olan beyaz diş sahneye çıkıyor. Beyaz dişin hayatı ne kolay başlıyor ne kolay devam ediyor. Bir süre annesinin koruması altında devam eden hayatı daha tam kendini keşfetmeden doğasını tanımadan insan himayesine girmesi ile devam ediyor. Yerliler hiçbir şekilde beyaz dişe sevgi göstermeden onu sadece ihtiyaç odaklı büyütüyor. İçgüdüsüyle kaçmak isteyen beyaz diş sonunda kaçmayı başarsa da alışık olduğu konfor onu geri dönmeye zorluyor ve insan himayesine geri dönüyor. Burada insan şunu sorguluyor mutsuz da olsak alıştığımız hayattan çıkamıyoruz konfor alanından çıkmak için ihtiyacımız olan cesareti kendimizde bulamıyoruz. Çünkü dış dünya ve yabancı çevre bize hep korkutucu geliyor ve kalmak için vazgeçmek için mutlaka bir bahane buluyoruz. Beyaz diş de aynen bu şekilde kendine bir bahane bularak geri dönüyor.
 Türlü acılar kötü zamanlar geçirdikten sonra beyaz diş sonunda onu gerçekten sevecek asıl sahibine kavuşuyor. Tabii ki sevgi nedir bilmediği için direnç gösterse de sonunda sevginin ılık sularına kendini bırakan beyaz diş asıl mutluluğu yakalıyor. Sürekli öğrenmesi gereken şeyler olsa da öğrenmekten asla vazgeçmiyor ve tek amacı sahibini mutlu etmek onu gururlandırmak olduğu için hızla öğreniyor ve uyum sağlıyor. Beyaz diş için kitap mutlu sonla bitiyor.
Kitabın sonunda insanı asıl düşündüren şey ise benim için şu oldu ; kitabın başında insanların kurtlardan kurtulmasını isteyen okuyucu kitabın sonunda haksız yere hapis yatan bir insanın beyaz diş tarafından öldürülmesi ile yine mutlu oluyor. Yani kitabın başında insanların tarafında yer alırken kitabın sonunda kendi türünün ölmesi ile mutlu olan bir okuyucuyla karşılaşıyoruz. Burada aslında beyaz diş evcilleşirken acaba insan aynı zamanda vahşi iyileşiyor mu? Yazarın bir diğer okuduğum kitabı olan Martin Eden den yola çıktığımda böyle bir mesaj verilmesini olağan gördüm. Çünkü yazarın kendini zeki ve modern gören insanların içinde aslında eğitilmemiş bir vahşiliğin olduğunu, Sadece kılıflarını değiştirdiklerini fakat kendilerini hiç geliştirmek için uğraşmadıklarını kendilerinin de fark etmesini istediğini düşünüyorum.