Veda Etmiyorum, Nobel ödüllü yazar Han Kang'ın,1948'de Jeju Adası'nda yaşanan ve on binlerce sivilin hayatını kaybettiği Jeju Katliamı'nı üç kadının bakış açısından ele aldığı derin bir romanıdır.
Han Kang’ın Veda Etmiyorum romanını bitirdiğimde, elimde kalan şey bir hikâyeden çok daha fazlasıydı; sanki parçalanmış bir hafızanın içinde dolaşıp geri dönmüş gibiydim. Bu kitap, klasik anlamda bir anlatı sunmuyor. Daha çok, zamanın, belleğin ve travmanın iç içe geçtiği katmanlı bir deneyim yaratıyor.Kitap, bireysel travmaların toplumsal hafızayla nasıl iç içe geçtiğini ve geçmişin acılarının nesiller boyu nasıl sürdüğünü etkileyici bir şekilde anlatmış.
Romanın atmosferi neredeyse fiziksel bir ağırlığa sahip. Soğuk, karanlık ve donuk bir dünya içinde ilerlerken, bu atmosferin sadece mekânsal değil, aynı zamanda psikolojik bir yansıma olduğunu hissettim. Karakterlerin içsel donukluğu ile dış dünyanın soğukluğu arasında güçlü bir paralellik var.
Gelelim konusuna; Gyongha adlı bir yazar, Jeju Katliamı hakkında yazdığı kitabın araştırmaları sırasında kâbuslar görmeye başlar ve bu durum ailesiyle olan bağlarını zayıflamasına ve yalnızlık içinde kaybolmasına sebep olur.
Bir gün, eski arkadaşı Inson'dan bir mesaj alır; Inson, Jeju Adası'nda bıraktığı kuşunun bakımını Gyongha'dan rica eder. Gyongha, Inson'un isteğini yerine getirmek üzere adaya gider ve burada geçmişin karanlık izleriyle yüzleşir....
"Dostluğa övgünün, travmalara saygının, unutmaya isyanının romanı: Veda Etmiyorum."
Benim için Veda Etmiyorum hafıza, kayıp ve insanın geçmişle kurduğu kırılgan ilişki üzerine yazılmış derin bir düşünce metniydi. Kolay tüketilecek bir eser değil; hatta yer yer zorlayıcı. Ama bu zorluk, metnin sunduğu derinlikle doğrudan bağlantılı. Okuduktan sonra zihnimde uzun süre yankılanan, sindirilmesi gereken bir kitap olarak kaldı.
Veda EtmiyorumHan Kang
Veda EtmiyorumHan Kang · April Yayıncılık · 20242,201 okunma