Puan vermedi·400 syf.··Beğendi
· Lizbon’a Gece Treni, Pascal Mercier tarafından yazılmış, insanın kendi hayatını sorgulamasını anlatıyor. Kitap, Bern’de sakin ve rutin bir hayat yaşayan Latince öğretmeni Raimund Gregorius’un bir gün köprüde karşılaştığı gizemli bir kadınla başlıyor. Bu karşılaşma onun hayatında bir kırılma noktası oluyor. Ardından eline Amadeu de Prado’ya ait bir kitap geçiyor ve bu kitap Gregorius’u derinden etkiliyor. Hiç plan yapmadan, aniden her şeyi bırakıp Lizbon’a gidiyor. Orada Prado’nun hayatını araştırmaya başlıyor, onun geçmişini, düşüncelerini ve yaşadıklarını öğrenmeye çalışıyor. Bu süreçte aslında kendi hayatını da sorguluyor; kaçırdığı fırsatları, seçimlerini ve gerçekten nasıl bir insan olmak istediğini düşünmeye başlıyor. Kitap boyunca hem Gregorius’un yolculuğu hem de Prado’nun hikayesi iç içe ilerliyor ve geçmişle bugün arasında gidip gelen bir anlatım ortaya çıkıyor.
Kitabın dili genel olarak sade ama yer yer düşündüren ve yavaşlatan bir yapıda ilerliyor. Okurken sadece olayları takip etmiyorsun, aynı zamanda durup bazı cümleleri düşünmek istiyorsun. Bu yüzden çok hızlı okunan bir kitap değil ama okudukça insanın içine işliyor. Özellikle hayatı, seçimleri ve “başka bir hayat mümkün müydü?” sorusunu merak edenler için oldukça etkileyici bir okuma sunuyor. Çok aksiyon arayanlar için ağır gelebilir ama daha çok düşünmek ve farklı bakış açıları görmek isteyenler için kesinlikle okunmaya değer bir kitap.