Puan vermedi·368 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Nisan 2026 21:03 “Çay mı istersin yoksa kahve mi?”
“Seninle her zaman kahve.”
Merhabalar canlarım
Ben geldim ve bugün sizlere, daha önce Polis Şakaya Gelmez kitabıyla kalemiyle tanıştığım yazarın yepyeni, sıcacık kitabıyla geldim.
Merve Güner’den Asalak Fenomen ile sizlerleyim!
Feyza Soysal… 4 yıldır gece gündüz demeden çalıştığı üniversite sınavında tek bir hedefi vardır: Tıp kazanmak. Çünkü babası onu yıllardır “benim doktor kızım” diye sever. (İnsan bazen kendi hayalini değil, başkasının hayalini yaşadığını çok geç fark ediyor…)
Ama işler hiç de planladığı gibi gitmez. Son girdiği sınavdan aldığı puanla hayalleri yerle bir olur. Sistem değişikliklerine isyan ettiği bir gece, gözyaşları içinde bir video çeker ve paylaşır. (İşte o an içimde bir şeyler koptu, o çaresizliği iliklerime kadar hissettim…)
“Sölenenterlar…” diye başladığı o video, birkaç kişiye ulaşır diye düşünürken sabah uyandığında ülke gündemine oturduğunu görür!
Bu video sayesinde bir hayırsever ona özel bir üniversitede okuması için burs teklif eder. Feyza, annesiyle birlikte tercihlerini yapar. Ancak arkasından dönenlerden habersizdir… (Ah Feyza, keşke her şey göründüğü gibi olsaydı…)
Sonuçlar açıklandığında ise büyük bir şok yaşar: Yazdığı üniversite yerine hemşirelik bölümü gelmiştir.
Bunu yapabilecek tek kişinin babası olduğunu fark eder ve onunla yüzleşir. Babasının tek cevabı ise bir “ceza” verdiği yönündedir. (İşte burada gerçekten sinirden elim ayağım titredi…)
Annesi ve ablasının da bu durumdan haberdar olması Feyza’yı daha da yıkar. O gece evi terk eder… (Kalbim resmen paramparça oldu…)
Bu süreçte daha önce ona yardım etmek isteyen zengin iş adamı yeniden karşısına çıkar ve destek olur. Feyza ise çektiği eleştiri videolarıyla ünlenmeye başlar ve hayatını yeniden kurmaya çalışır.
Derken bir gün yolu, ünlü kalp cerrahı Merthan ile kesişir. Muayenede gördüğü ilgisiz tavırlara sinirlenip bir video çeker… ve olaylar başlar!
İkilinin atışmasıyla başlayan bu tanışma, kitabın en dikkat çekici noktalarından biri. (Ama var ya o adamın tavırları… sabır taşı olsam çatlarım!)
Gelelim benim yorumuma…
Arkadaşlar ben bu kitabın SONUNA AŞIRI SİNİRLİYİM!
Yani gerçekten Merthan’ı bana verseler bir güzel silkelerim! (Şaka değil, cidden sinirden kudurdum!)
Feyza’ya bazen sinirlensem de çoğu zaman ayakta kalmaya çalışan güçlü bir kız gördüm. (Onun yalnızlığı bana çok tanıdık geldi…)
Ailesinin onu bu kadar kolay yok sayması, “elalem ne der” kafası… beni delirtti diyebilirim.
Merthan ise… Allah sabır versin.
Kibir desen var, umursamazlık desen var! Ama itiraf ediyorum, ilerleyen bölümlerde Feyza’ya karşı değişimini görünce biraz yumuşadım. (Azıcık… çok değil )
Ama o SON SAHNE…
Yani gerçekten sevgim yerle bir oldu! Nefrete döndü resmen! (Kalbimi alıp yere çarptı o sahne…)
Bir de Poyraz…
Merthan’ın küçük oğlu, Feyza’nın “küçük sölenenter’ı”… Aşırı tatlı! Kitapta sevdiğim nadir karakterlerden biri diyebilirim. (Onu koruyasım geldi…)
Genel olarak kitapta bol bol kavga, çatışma ve duygu karmaşası var. Ama buna rağmen Feyza ve Merthan’ın çekişmesini okumayı sevdim.
Şimdi gözüm 2. kitapta!
Aşırı merak ediyorum, aşırı!
Lütfen hemen gelsin… çünkü ben bu hikâyeyi burada bırakamam! (İçimde kaldı resmen…)