·375 syf.····Okunma: 13 Nisan 2026 23:25 Hasan bir hizmetkârın oğludur, Emir ise köşkte yaşayan bir çocuktur. Emir’le Hasan en çok uçurtma uçurmayı severler. Emir bazen onu, Hazar olduğu için aşağılar ama Hasan ona bir kere bile saygısızlık etmemiştir.
Bir gün, sırf babasının gözüne girebilmek için uçurtma yarışmasına katılır ve kazanır. Ancak mavi uçurtma uçup gider. Hasan, “Ben alırım,” der ve peşinden koşar. Uçurtmanın daha önce zıt düştüğü Assef, elindeki uçurtmayı ister. “Ver, yoksa canın yanar,” der. Hasan ise “Vermeyeceğim, o Emir Han’ın,” deyince Hasan’ı döverler; bir de ona tecavüz ederler. Emir ise sadece bunları izlemektedir, gidip müdahale bile etmez.
O günden sonra Hasan’dan kaçar, onu görmek istemez. Hasan’la arası sessizleşir ve bir gün ona, hırsızlık yaptığına dair iftira atar. Babası onu affettiğini söyler fakat her şeyden haberi olan Ali, yani Hasan’ın babası, gitmek istediklerini söyler ve giderler.
Afganistan’da savaş patlak verince Emir ve babası da Amerika’ya yerleşir. Babası çok hastalanır ve ölür. Bir gün Rahim Han’la otururlar. Rahim Han, Hasan’ın başından geçenleri anlatır; evlendiğini ve bir çocuğu olduğunu söyler: Sohrab. Daha sonra Hasan’ın başından vurularak öldürüldüğünü öğreniriz. Çocuğu Amerikalı bir aileye verilmiştir.
Emir ilk başta karşı çıkar: “Bu benim problemim değil,” der. Yine sorumluluktan kaçmaktadır, her zaman yaptığı gibi. Fakat Hasan’ın kardeşi olduğunu öğrenince “Tamam, gideceğim,” der. Gider, Hasan’ı bulur ve yine Assef’le karşılaşır. Evet, Sohrab’ın da başından kötü şeyler geçmiştir. Orada dövüşürler; Emir neredeyse ölecekken Sohrab sapanla vurur ve kaçarlar.
Hastanede günlerce tedavi görür Emir. Daha sonra Sohrab’ı evlatlık edinmek istediğini, onu Amerika’ya götüreceğini söyler. Sohrab en başta kabul etmez; aslında kabul etmemek değil, sadece eski günlere dönmek istiyordur. Yorulmuştur. “Beni yetimhaneye bırakma,” der. Emir de söz verir.
Daha sonra gideceklerken Afganistan’daki çocukları evlat edinemediklerini öğrenirler. Annesinin ve babasının öldüğünü tespit etmek gerekiyormuş; tabii bu Afganistan’da mümkün değildir. Eşi Süreyya bunun bir yolunu bulur fakat Sohrab intihar eder. Günlerce hastanede kalırlar. İyileştiğinde artık gözünde fer yoktur; konuşmaz, tepki vermez.
Amerika’ya döndüklerinde bile bu durum değişmez. Ta ki uçurtma uçurduklarında, yüzünde küçük bir gülümseme görene kadar…
Bundan sonra Emir, onun için her şeyi yapmaya hazırdır.
Ben bu kitabı okurken çok şey hissettim, çoğunlukla ağladım. Sanırım insan en çok kendini affedemiyor. Ben bu kitaptan bu dersi çıkardım: Emir’i 1000 koy, 9999 bile Hasan’ı kurtarmaya giderdi o uçurtma mevzusunda.