Hikayemiz eskinin İspanya’sında, engizisyon yönetiminin hakim olduğu bir zaman diliminde geçiyor. Bir dönem kurgusu da diyebiliriz, hatta yazar gerçek tarihi konuları da kendi yorumuyla ele almış. Tabii ben bunları şahsi bilgilerime dayanarak değil de sondaki yazar notu sayesinde söyleyebiliyorum.
Luzia Cotado adındaki bulaşıkçı kız, artık soyu yüzünden mi, inançlarından ötürü mü yoksa özel doğduğu için midir bilinmez, küçük mucizeler gerçekleştirebilme yeteneğine sahiptir. Ama bunlar gerçekten de yanık ekmekleri düzeltmek, sönmek üzere olan ateşi harlamak, pazarlığı beceremediği için satıcılardan aldığı az miktardaki yumurta ve soğanların sayısını artırmak, kırık bardakları yeniden bir araya getirmek gibi küçük çaplı şeylerdir. Yine de sihrin, büyünün, mucizelerin, kutsamaların ve benzerlerinin çok nadir bulunduğu bir dünyada, onlar bile oldukça değerlidir.
Keza Luzia da yapabildiği şeyler ev sahibesi tarafından keşfedildikten sonra bir anda hayatında hiç sahip olmadığı bir değere kavuşur. Giderek daha fazla kişi onu ve mucizelerini görmek istiyor, hatta kral bile içinde bulundukları savaş için onun gibi yetenekli kimselerin yardımına ihtiyaç duyuyordur.
Ama başta sadece içinde bulunduğu hayat koşullarını iyileştirmek ve rahat bir hayat sürebilmek için girdiği bu yolda, Luzia’nın macerası gün geçtikçe daha tehlikeli bir hâl alır. Çünkü hırslar, arzular ve açgözlülük belayı da beraberinde getirir. Özgürlük ve refah ise asla kolay elde edilmez; yeterince şanslı değilseniz elbette.
Luzia aslında kimsesiz, genç yaşına rağmen yaptığı ağır işler ve bir hayvandan farksız yaşantısı yüzünden artık her şeyden bıkmış bir kızdır sadece. Bu durumdan kurtulabilmek için canını bile riske atabilecek bir raddeye gelmiştir. Aslında korkuyor ve kendine de yeteri kadar güvenmiyordur ama çaresizlik gerçekten de insanı pervasız yapar. Bu yüzden de Hristiyan yönetimindeki bir ülkede, Yahudi kimliğine ve yeteneğinin şüpheli kökenine rağmen yükselmeyi, şan, şöhret ve zenginlik basamaklarını birer birer tırmanmayı ister. Belki de durmalı ya da bir noktada eski, güvenli ama zorluklar içerisindeki geçmişine geri dönmelidir ama bir kere o dünyayı tattıktan sonra isteklerine, arzularına söz geçiremez. Belki de açgözlülüğü gerçekten de onun sonunu getirecektir ama en azından denemiş olacaktır. Hem bu dünya değil midir, onu zaten bu hâle getiren?
Şimdi, bu kitap benim Leigh Bardugo ’dan okuduğum ilk roman, yani İfrit ’in diğer eserlerinden daha iyi ya da daha kötü olduğunu inanın hiç bilmiyorum. Üzgünüm ama kıyas yapamayacağım ama bana kalırsa tek kitaplık güzel bir hikâyeye sahipti.
Öncelikle başlarda sıkılma ihtimaliniz yüksek çünkü evrenine adapte olmanın kesinlikle zor olduğu bir kitap. Hiç bilmediğiniz bir dönemde, alışık olmadığınız yönetim şekli ve kurallarıyla, ayrıca dini ve inançlarıyla tamamen yabancısı olduğunuz bir alan. Ve hani yazar da sanki biz tüm bunları halihazırda biliyormuşuz gibi dümdüz, neredeyse hiçbir açıklama yapmadan geçtiği için de olayları ve nedenlerini anlamak bir parça meşakkatli oluyor. Hatta tüm bunlara hiç alışamama gibi bir ihtimaliniz de var; bu yüzden kitabı beğenmeyenlerin de en çok anlayamadığı için beğenmediğini düşünüyorum.
İfrit ’te İspanya’nın kültürü, o dönemdeki insanların hayatı, sosyal konumları, bu konumların getirileri, inancın her an kafirlikle sonuçlanabilecek kadar ince bir çizgide ilerleyişi ve kadının tüm bunların içindeki rolü gibi konular ele alınıyor. Ha bir de romantizm var elbette, onu da unutmayalım. Bana kalırsa bu saydıklarımın hepsi İfrit 'i daha önce okuduğum sayısız romandan ayırmaya yeter ama zaten tam da bu özgünlüğü onu riske atan şey. Kitabın dilini anlamak ve hikayeye uyum sağlamak hem çaba hem de sabır isteyen bir iş. Yine de kitap genel olarak yavaş bir anlatım çizgisinde ilerlediği için en azından bu konuda biraz olsun şansımız artıyor.
Saydığım her şeyin içinde romantizmin bulunması kulağa belki biraz alakasız gelebilir ama yazar şaşırtıcı bir şekilde, aşırıya kaçmadan, güzelce ve ana konuyu hiç bozmadan dahil etmiş aşkı hikâyeye. Santángel ve Luzia arasındaki ilişki ne sıradandı ne sinir bozucuydu ne de bayağıydı. Her iki tarafın da sevgisi, ihtiyacı ve arzusu kararında ve etkili şekilde hissediliyordu. Bana duygularını geçirmeyi gerçekten başardılar ve onların sahnelerini okumayı özellikle sevdim.
Şimdi bu noktaya kadar çoğunlukla kitabı övdüğümü görebilirsiniz ama hoşuma gitmeyen yerler de vardı tabii. İlk olarak pek çok önemli ayrıntıya yani herkesin hakim olacağının garantisi olmayan konulara yeterli açıklama getirilmediğinin altını tekrar çizmek istiyorum. Sonuçta insanlar ne tüm dinleri bilebilir ne de bütün ülkelerin kurallarına aşina olabilir. Bu da kesinlikle kitabın anlaşılmasını güç kılan en önemli unsur.
Bir de özellikle finalini eklemek istiyorum. İfrit tek bir kitap, devamı yok ve bence bu güzel bir karardı. Ama final benim hiç hoşuma gitmedi. Bakın, spoilere girmeden ancak şu kadarını açıklayabilirim: Hikâye kötü bir sonla bitecekti, hatta kahramanların kendisinin bile dileği bu yöndeydi, sonlarını kabul etmişlerdi. Ve her şey de planlandığı gibi ilerledi. Ama yazar illa son dakika ilahi bir müdahale gerçekleştirdi ve her şeyi mutlu sona erdirmeyi yine de başardı; gerçi ben hâlâ Santángel’in lanetinin nasıl o şekilde sonuçlandığını anlayamıyorum ya, neyse.
Bana kalırsa böylesine boğucu, karanlık ve kasvetli bir havaya sahip bir kitaba hiç de uygun olmayan bir sondu. Ana karakterlerin hayatta ve mutlu olduğu bir finalden ziyade, hikâyenin geri kalanına uygun şekilde bitirilmeliydi diye düşünüyorum. Çünkü kitabın tonu ve atmosferi bu halde, finaliyle aynı hikâyeye ait değilmiş gibi hissettirdi.
Genel olarak toparlarsam eğer İfrit sizlere önerebileceğim güzel bir romandır. Farklı, alışılmışın dışında ve geç açılmasına rağmen kesinlikle okurken insanı memnun eden bir kitap. Finali beni çok mutlu etmese de bu kişisel bir tercih; eminim pek çok kişi yine de bu finalden razıdır. O zaman görüşmek üzere, diğer incelemelerime de göz atmayı unutmayın sakın.
Kitap beni cezbetti bir ara okumak istiyorum eline sağlık💜
Gölge ve Kemik serisini okumuştum ve sende olduğu gibi sonu beni tatmin etmemişti 🙃 tabii benim shipimin gerçekleşmemesinden dolayı böyle oldu
İncelemen çok verimli ve yöneltici olmuşş 🙂↕️ Leigh Bardugo nın kargalar meclisi de çok güzel bir seri onun da öneririm bence biraz Hainin Mührü tadındaa 🫶🏻✨