Aşk – III
(Elest’te: Ley’Lâ )
Aşk nedir?
Sahiden kökünü bilmek ister misin?
Yoksa sadece dünyada başlayıp, dünyada bittiğini mi sanırsın?..
Aşk; bu dünyaya ait değildir…
Bu dünyada başlamaz ki burada bitsin…
Aşk;
Elest’te ruhuma değen bir bakışın,
zamana düşmüş yankısıdır…
dünyaya işlenmiş bir nakıştır…
O gün…
ne isim vardı, ne beden…
Sadece ruhlar vardı
ve bir de bakış…
İşte o bakışta
sen bana düştün Ley’Lâ…
ve ben,
o bakışın ruhumdaki nakşıyla
hâlâ yanmaktayım…
Aşk;
tanımak değildir…
hatırlamaktır.
Birini ilk gördüğünü sanırsın;
ama kalbin der ki:
“Ben seni biliyorum…”
İşte o bilmek;
öğrenilmiş değil,
Elest’ten kalma bir sırdır…
Aşk;
zamanı, mekânı, mesafeyi inkâr eder…
Bunları akıl sorgular;
ama âşık, aklın nasihatini çoktan terk etmiştir…
O artık gönülle yürür…
Çünkü seninle olan şey;
ne dün başladı,
ne bugün bitecek…
Bu bir karşılaşma değil;
yeniden buluşmadır.
Sen, sükût ülkesinin
ceylan gözlü çöl ahusu…
Ben, Gönül Dağı’nda
çoban ateşiyle bekleyen bir garip…
Aynı bakışın iki ayrı hâliyiz;
biri susar,
biri yanar…
Sen buzdağında sakladın aşkı,
ben çölümde büyüttüm…
Ama ikimizin de bildiği bir şey var:
Bu hikâye burada başlamadı…
Aşk;
birine âşık olmak değildir…
Aşk;
Elest’te verilen bir “Evet”in,
ömür boyu yankılanmasıdır…
Ve ben…
o “Evet”i unutmadım Ley’Lâ…
Ne sana unutmak var,
ne de bana…
Her nefes bir hatırlayış…
biri hatırlar,
biri hatırlatır…
Şimdi söyle…
bu sadece bir sevgi mi,
yoksa ezelden kalma bir ahd mi?..
…🖋️ biR’ münZ’evi üstâd
biR’ münZ’evî üstâd…