Aşk -II
Aşk – II Aşk nedir? Sahiden derinini görmek ister misin? Yoksa sadece kıyısında dolaşıp, ıslandığını mı sanırsın?.. Aşk; bir kapı değildir… Girince bitmez, girdikçe derinleşir… Kapılardan kapılara geçersin, ateşlerden ateşe sınanırsın… Açlıkla, toklukla… Varlıkla, yoklukla… Susuzlukla, uykusuzlukla… Gülüyle de sınanırsın, dikeniyle de… Aşk; yol değildir… yürüdükçe seni yürüten bir hâl’dir. Durmak da yürümek de artık aynı yolun içindedir… Sevmek erimekti… Aşk ise yanarken eriyip, eridikçe yeniden yanmaktır… Öyle bir yanış ki; “daha eriyecek neyim kaldı?” diye korkarsın… ve o korkunun içinde bile erimeye devam edersin… Aşk; seni senden alır… ama seni sensiz bırakmaz… Seni, sana ait olmayan bir hâle taşır… Aynaya bakarsın; kendini değil, aşkı görürsün… Şems der ki: “Sevdiğinde eksilmezsin, fazlalıklarından kurtulursun…” İşte aşk tam da budur; seni çoğaltmaz… seni senden arındırır… Şems’in ateşi, bir insana değil; bir hakikate yanmaktı… Ama o hakikat; bir bakışta, bir kalpte, bir Ley’Lâ’da görünür… Aşk; surete bakıp, sîrete yanmaktır… Kimya Hatun’a bakarken bile, gördüğü yüz değil; o yüzde parlayan sırdı… İşte aşk; bir bedene değil, o bedende tecelli eden manaya tutulmaktır… Aşk; birine dokunmak değildir… o dokunuşta kendini kaybetmektir… Ve öyle bir kayboluş ki; artık geri dönmek istemezsin… Çünkü bulduğun şey, kaybettiğinden daha gerçektir… Aşk; çöldür… susuz kalırsın ama vazgeçemezsin… Aşk; buzdağıdır… yanarsın… ve o yanıştan şikâyet etmezsin… Aşk; çoban ateşidir… yaklaştıkça yanarsın, yandıkça daha çok yanmak istersin… Ve bir süre sonra anlarsın: Aşk; seni yakmak için değil, seni senden kurtarmak için nasibine düşmüştür… O yüzden aşk; mutluluk değildir sadece… bir arınma, bir soyunma, bir hakikate yürüyüştür… Ve herkes âşık olduğunu sanır… ama gerçek şu ki; herkes aşkı taşıyamaz… Çünkü aşk; söz değil… ağır bir yüktür. Ve o yükü ancak; yanmayı göze alanlar taşır… Şimdi söyle… birine mi aşıksın, yoksa hakikate mi yanıyorsun?.. …🖋️ biR’ münZ’evi üstâd biR’ münZ’evî üstâd…
Duygu ve Düşünce
·
129 Gösterim
5 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ağır bir sual.. lakin bizler.. hevesle aşkı tartacak kadar dar kalpler içindeyiz..
Gündüzde aşk denince meselenin aşkla alakası olmayan yeri anlaşıldığı için hakikatte aşk çok başka bir haldir. Ne demişti aşk uğruna başını feda edip yola çıkan Şems-i Tebriz’i; "İnsanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor..." Peki tüm bedeninin doğranması karşısında tek ses etmeyen başı ile bedenini aşka şehid veren Hallac…
"seni sana ait olmayan bir hâle taşır..."