Aşk – IV
(Elest’te Bakış, Heybeye Nakış: Ley’Lâ …)
Aşk nedir?
Sahiden izini sürmek ister misin?
Yoksa sadece yaşadığını sanıp, kökünü hiç sormayanlardan mısın?..
Aşk; bir bakışla başlar…
ama o bakış, bu dünyaya ait değildir…
Elest’te…
ne söz vardı, ne zaman…
Sadece bir nazar değdi gönlüme;
ve o an,
ömrüm sana yazıldı Ley’Lâ…
O bakış;
geçip gitmedi…
heybeme nakış oldu.
Ben yürüdükçe ağırlaştı,
sustukça derinleşti…
Her durakta açtım heybemi;
içinden yine sen çıktın, Ley’Lâ…
Aşk; unutmak değildir…
Çünkü unutulan şey,
hiç nakşedilmemiştir…
Oysa sen;
bir söz gibi değil,
bir kader gibi işlendin ruhuma…
Elest’teki bir bakış,
dünyada bir ömre dönüşür…
Ve insan;
anlam veremediği çekilişleri
sonradan “aşk” diye adlandırır…
Bilmez ki;
o çekiliş,
ilk bakışın çağrısıdır…
Sen, sükût ülkesinin
ceylan gözlü çöl ahusu, Ley’Lâ…
Ben, Gönül Dağı’nda
çoban ateşinin korunda bekleyen bir üstâd…
Sen bakışta sakladın,
ben heybemde taşıdım…
Sen sustun,
ben o sükûtu çözüp durdum…
Ama ikimiz de biliyoruz ki;
Bu aşk sonradan olmadı…
önceden yazıldı.
Aşk; birini sevmek değildir…
Aşk;
Elest’te ruhuna düşen bir bakışın,
ömür boyu silinmeyen nakşıdır…
Çünkü bazı izler silinmez…
şerefle taşınır, Ley’Lâ…
Şimdi söyle…
sen de o bakışı hatırlıyor musun,
yoksa hâlâ ilk defa gördüğünü mü sanıyorsun?..
…🖋️ biR’ münZ’evi üstâd
biR’ münZ’evî üstâd…