·462 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Nisan 2026 21:44 Bildiğiniz üzere bu kitabın ana karakteri Scarlett değil Tella’ydı. Caraval’ın sonlarında Tella’yı aman aman sevmediğim için o kadar da seveceğimi düşünmemiştim bu kitabı ama beni yanılttı. Hatta beni yanıltmaya daha kitabın başlarında Tella’yı sevdirerek başladı.
Tella karakterinin Scarlett kadar çekingen olmaması ve daha cesur olması bu kitabı Caraval’a göre daha akıcı yapmıştı. Tella’yı anlamaya çalışmak da beni kitaba bağladı çünkü bu kızın gerçekten hedefleri vardı ve o hedefleri doğrultusunda her şeyi de yapmaya hazırdı.
Ben açıkçası Caraval’ın asıl konusunun bu kitapta işlenmeye başladığını düşünüyorum çünkü büyülerin temellendirilmesi ve Mire olayları bu kitapta açıklandı. Kader Destesi olayını fazlasıyla sevdim. Yeni eklenmiş karakterlerin çoğunu Finale’de göreceğiz ama bu kitapta gördüklerimizden Kupa Prensi’nin özgünlüğü de beni sayfaları çevirmeye ikna etti.
Sadece Scarlett ve Julian’ı biraz daha okumak isterdim ama yine de bu puan kıracağım kadar büyük bir olay değil. Sonuçta bu hikaye onların hikayesi değildi.
Scarlett okumayı isterdim dediysem de eksikliğini aradığımdan falan değildi. Bence Tella okumak daha güzeldi zaten. Dante ile olan çekişmeleri, Kupa Prensi ile mücadelesi ve ikisiyle de arasında dönen gerilim gayet güzel işlenmişti.
Kitabın büyülü atmosferi de içine çektiği ve ilk kitaptaki adadan farklı bir yerde geçtiği için zaten sihir okuyucuyu da almış oluyordu ama bence sihrin bu kadar buram buram hissedilmesindeki asıl sebep yazarın kalemini sihirle kullanması. Gerçekten güzel yazan bir yazar iki kitabından da anladığım kadarıyla ve okuduğum hikayeler beni tatmin etti. Hatta incelemeyi yazmadan önce Finale’e başladım.
Caraval’ı sevdiyseniz bence okumalısınız. Şahsi görüşüm Caraval’dan daha iyi yazıldığı ve olay örgüsü ve kurgunun daha iyi ve mantıklı işlendiği yönünde. Okuduğunuz için teşekkür ederim.